Derin Sulardaki İnciler

0
21

“Ne denediysem olmadı! Tüm denemelerim yarım kaldı, başaramadım. Çaresiz hissediyorum. Ne
yapmam lazım bilmiyorum.”
Koçlukta ilerlemeye yeni başladığım ve unvan alma sürecine adım attığım günlerdi. Bir arkadaşıma
koçluk yaparken gündeme getirdiği konu, açık söyleyeyim, beni ürkütmüştü. Bir türlü başarıya
ulaşamadığı bir konuyu konuşmak istiyordu. Daldan dala atlayarak giriş yaptığı konunun netleşmesi
için bir süre dinlemem ve bir dizi soru sormam gerekti. En sonunda yaşadığı “İngilizce öğrenme
zorluğunu” konuşmak üzerinde netleştik. Merak etmiştim, neler denemişti, nerelerde zorlanıyordu?
Bu görüşmede bir sonuca ulaşabilecek miydi? Ben ona nasıl destek olacaktım?
Arkadaşım ne zaman İngilizcesini geliştirmek için bir çabaya girişse bu çabalardan bir sonuç
alamıyordu. Her birini yarım bırakmıştı. Tüm yolları denediği halde başaramadığını anlatırken öyle
karamsar bir tablo çizdi ki neredeyse İngilizce öğrenmesinin bir yolu olmadığına ben de ikna
olmuştum. Bu koçluk görüşmesinde nasıl bir çıkış bulacak diye merakım giderek artıyordu. Arka
planda ise bu seans iyi bir seans olmazsa kaygısı hafiften beni rahatsız etmeye başlamıştı.
Konuşma devam ederken çok istediği bu hedefe ulaşamamanın, bir çözüm bulamamanın karanlığı
ikimizin de üzerine iyice çökmüştü. Onun çaresizliği, benim bu seans işe yaramazsa çaresizliğine
dönüşmek üzereydi. Derken bir şey oldu ve ortama bir ışık sızmaya başladı. Arkadaşım farkında
olmadan ikimizin arasına parlak bir inci tanesi bıraktı. Aslında kendisinin iyi bir eğitmen olduğunu, üst
düzey insanlara nasıl eğitim vereceklerini öğrettiğini anlatmaya koyulmuştu. O an beklediğim incinin
geldiğini anlamıştım. O konuşmasını sürdürürken inciyi fark etmesini sabırla bekledim. Merakım şu
soruyu sormaya itti beni “Yetişkin eğitimlerini nasıl tasarlıyorsun?”
Bu soruya cevap vermeye çalışırken arkadaşım birden inciyi fark etti. Başka soru sormama gerek bile
kalmadı. O an gözleri parladı. Biraz önce tamamen düşmüş olan enerjisi aniden yükseldi. Uzun
zamandır aradığı cevapları bulmanın coşkusu ile çözüme yönelik planlarını arka arkaya sıralamaya
koyuldu. O an gözlerindeki coşku ve heyecanın muhteşemliğini anlatamam.
İnsanların nasıl öğrendiği konusundaki uzmanlığının, kendisinin İngilizce öğrenmesine yardım
edebileceğini daha önce hiç düşünmemişti. Önüne sunulan yöntemler onun stiline uymadığından bir
türlü yol alamıyordu. Kendi tarzına uygun bir öğrenme programını kendisinin belirlemesi gerektiğini
görmüş ve bu onu heyecanlandırmıştı. Oracıkta öğrenme tasarımını hızlıca yapmaya başladı.
İnsanların en çok gündeme getirdiği koçluk konularından biri yapmak isteyip de bir türlü
başaramadıkları şeyler oluyor. Tıpkı arkadaşımın durumunda olduğu gibi. Bu görüşmelerde
müşterilerim yapmayı çok istedikleri halde o şeyi nasıl yapamadıklarını, nasıl zorlandıklarını, çıkış
bulamadıklarını uzun uzun anlatırlar. Adeta çaresiz olduklarını hissederim. Sonra sorduğum sorulara
cevap verirken farkında olmadan ortama bir inci tanesi bırakırlar. Ben gözlerim kamaşarak inciye
bakar ve sabırla dinlemeye devam ederim. İnciye doğru, daha derine inmek için sorduğum soruların
nereye ulaştıracağını bilmesem de kişinin farkındalığını tetiklediğine defalarca şahit oldum.
İnsanlar kendi güçlü yanlarının o kadar farkında olmuyorlar ki… Yapamadıkları şeye o kadar takılı
kalıyorlar ki… Büyük resmi fark edemiyorlar. Koçluğun gücü de burada. İnsanlar konuşurken büyük
resme dair görüntüyü koçla birlikte oluşturuyorlar. Geriye sadece oluşturdukları resme bakmaları ve
“inci”leri fark etmeleri kalıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz