NEDEN OLMASIN

0
479

NEDEN OLMASIN_İçindeki Değişim Sinyallerine Kulak Verenlere…

……“Neden olmasın!” dedi kadın, tezgahında kendi el sanatlarını satmak için bekleyen genç kadına. Genç kadın birden durdu ve sordu:

“Pardon ne demiştiniz? duyamadım!” 

“Ben de duyamamıştım bunca zaman.”

“Neyi?”

“İçimdeki bu sesi, belki de kulak vermemişimdir! Ne dersiniz?”

“Kusura bakmayın hanımefendi ama söylediklerinizden pek birşey anlamıyorum. Tezgahta beğendiğiniz bir ürün varsa yardımcı olmak isterim” dedi genç kadın hevesle el emeği, göz nuru ürünlerini göstererek.

“Haklısınız, kusura bakmayın, kafanızı karıştırdım galiba. Aslında asıl benim kafam o kadar karışık ki, ister istemez bunu çevreme de yansıtıyorum artık. İşin aslı şu; uzunca bir süredir hayatımda bir değişiklik yapmak istiyorum. Hayatıma bir yenilik katmak, yeni bir hobi mesela ya da yeni bir eve taşınmak, yeni bir çevre, yeni bir iş belki… ama nereden başlayacağımı bilemiyorum bir türlü. Bu çok zor bir karar. O kadar köklenmişim ki beni bunaltan ama her dem’ini avucumun içi gibi bildiğim yaşam alanlarıma, bırakırsam kaybolacakmışım gibi geliyor bazen. Ama bir yandan da o kadar bunalıyorum ki… Kusura bakmayın lütfen başınızı ağrıtıyorum, zamanınızı aldım” dedi. Kendisiyle ilgili duygu ve düşüncelerini hiç tanımadığı birisine bu kadar açmaktan rahatsız olduğunu belli edip, kendisini affettirmek isteyen bir tavırla konuyu değiştirmek istedi. “Siz mesela bu ürünleri kendiniz mi yapıyorsunuz?”

Gülümseyerek cevap verdi genç kadın:

“Evet ürünleri kendim yapıyorum, evimin bir odasını atölye olarak kullanıyorum.”

“Ne kadar güzel! Peki neden her objeden sadece tek bir tane var, bunun bir özelliği var mı?”

Genç kadın tekrar gülümsedi ve:

“Evet” dedi. “Bunun bir anlamı var! Her objeden sadece bir tane yapıyorum, çünkü ben o objeleri yaparken onlara bir de hikaye yazıyorum. Yaşam da biraz böyle değil mi? Yaşadığımız her deneyim bize bir yenilik katıyor ve biz aslında sonraki deneyimi tamamen farklı yaşıyoruz. Hayatımız birbirinin aynı olmayan pek çok hikaye taşıyor. Yeniden ve yeniden… İşte tam da bu nedenle bir hikaye, bir obje… Ama bunlar benim hikayelerim! Bunlardan birini alan kişiye de o obje için kendi hikayesini oluşturabileceğini söylüyorum.”

“Söyledikleriniz çok ilginç. Peki nasıl hikaye oluşturuluyor?”

Genç kadın bu kez heyacanla atıldı ve sordu:

“Bunun bir kuralı yok ki! Ama dilerseniz size kendi hikayenizi oluşturmanızda eşlik edebilirim. Mesela şurada elinde tepsi tutan insan heykelini görüyor musunuz?”

“Evet, görüyorum”

“Onun için bir hikaye de siz oluşturmak ister misiniz?”

“Nasıl yapacağımı gerçekten hiç bilemiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim”

“Tabi ki! Şimdi sizden dikkatinizi bu objeye vermenizi rica ediyorum, buyrun elinize alın ve sanki ilk kez görüyormuşçasına inceleyin, herhangi bir tanımlama yapmayın sadece inceleyin! Bunun için duyularınızı kullanın! Nasıl bir dokusu var dokunarak hissedin”

Kadın, elindeki insan heykelini uzun uzun dokunarak keşfetmeye çalıştı.

Genç kadın devam etti:

“Ne renk, şekli nasıl, kıvrımları nasıl?”

Kadın gözleriyle sanki objede gizli kalmış birşeyi görmeye çalışırcasına inceledi, inceledi…

“Dinleyin, bir sesi var mı, belki size birşey söylüyor, ne dediğini duymaya, anlamaya çalışın!”

Kadın, kulaklarını dört açmış, heykeli bir kulağına götürmüş, heykelin verdiği mesajı duymak istercesine pür dikkat kesilmişti.

“Kokusu var mı, nasıl?” diye devam etti genç kadın.

Kokladı kadın heykeli. Pişmiş çamur kokusu onu aldı, uzun zamandır uğramadığı diyarlara götürdü… Gözleri kapalı, bir süre bekledi kadın.. Heykelin ona anlattığı hikayeyi gözünde canlandırdı. Ve derin bir nefes alarak gözlerini açtı. Karşısında elindeki heykele bakan genç kadına gülümsedi. Ve ekledi:

“Bu gerçekten de uzun zamandır ihtiyacım olan birşeydi. Size çok teşekkür ederim!”

Sonra devam etti genç kadın:

“İzin verirseniz size bir soru sormak istiyorum.”

“Tabi buyrun” diye cevapladı kadın.

“Şimdi bu deneyiminizden hareketle, elinizdeki heykelin tuttuğu tepside size, hayatınızın fırsatının sunulduğunu hayal edin. Bu ne olur?”

Kadın birden coşkulu bir şekilde cevapladı:

“İşte bu!işte bu! buldum sonunda, neye ihtiyacım olduğunu, nereden başlamam gerektiğini buldum. Size çok teşekkür ediyorum, çok teşekkür ediyorum!! Sizi atölyenizde ziyaret etmek isterim, belki yeni hikayeler oluşturma konusunda bu kez ben size yardımcı olurum, belli mi olur…”

Genç kadın samimi bir şekilde gülümseyerek cevapladı:

“Neden olmasın!”

Zaman zaman hepimiz hayatımızda bir sıkışma, bir değişim isteği hissedip, nereden başlayacağımızı bilemediğimiz durumlarla karşılaşırız. Tıpkı hikayemizin kahramanının yaşadığı gibi! Bazen bulunduğumuz düzlemden çıkmamız ve duruma çok farklı açılardan bakmamız gerekir. Çünkü bize aynılık, benzerlik hissini yaşatan ve tam değişimi istediğimizi düşünürken aslında konfor alanımızın sınırlarına yaklaştığımızda bizi o sınırdan geri durmaya teşvik eden bir sistemimiz var. Çünkü bilinen eski güvenli, bilinmeyen yeni ise güvensizdir. Biz ona duygusal beyin diyoruz. Ve onu çok seviyoruz 😊 Ancak değişim ihtiyacının kuvvetli olması gibi durumlarda veya bir sorunu çözmemiz gereken durumlarda bizim farklı bir düzlemden bakmaya ihtiyacımız oluyor. Bunu bazen kendiliğimizden bazense başka birinin desteği ile yapabiliyoruz. İşte o noktadan itibaren de kendi hikayemizi yazmaya başlıyoruz.

Şimdi hikayede, elinde heykeli tutan kişi siz olsanız ve o tepsi size sunulsa, bunun sizin için anlamı ne olur?

Değişim ve dönüşüm cesaretini içinde barındıranlara…

Sevgiyle…  

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz