Dünyayı İki Kanadımızla Anlamak Mümkün mü ?

    0
    61


    Uzak diyarların birinde, geçmişle geleceğin kesiştiği bir zamanda Yiruşa ve Torida isimli iki keşiş varmış. Yiruşa bazen göz, bazen kulak, bazen ten oluverirmiş günün içinde. Ustasının derslerde anlattıklarını bir hikâyeyi dinler gibi dinler, günlerini ve gecelerini bu hikâyelerin tabiattaki karşılığını bulmaya adayan kelebekler gibi yaşarmış. Yiruşa, her an her yerde karşısına çıkabilirmiş insanların. Görenin içine neşe, umut ekermiş bakışlarına eşlik eden baldan tatlı sözleri ile. Onun çalışma masası yollar, ağaçların gölgeleri, dere kenarları, kuşların kanatları ve nereye varacağı belli olmayan upuzun yollarmış. Bazen haftalarca ortadan kaybolur sonra bir anda sınıftaki minderinde beliriverirmiş.

    Torida ise derslerine aksatmadan devam eder, pratiklerini harfiyen yerine getirir, ödevlerini düzenli olarak yapar, notlarını gözden geçirir, öğretmeninden öğrendiklerini hayata geçirip geçirmediğini sınayarak geçirirmiş günlerini. İçinden çıkılmaz sorusu olan kim varsa Torida’yı bulur, onun yanıtlarında ülkenin en büyük kütüphanesinde olduğunu hissedermiş. Konuşurken kelimelerini özenle seçer, vereceği yanıtı sadelikle ifade edermiş. Torida’ya bir soruyla gelen, cebinde seçeneklerle ve yüreğindeki güçlü kararlılıkla onun yanından ayrılırmış.

    Ve bir gün Ustaları bu iki öğrenciye, birlikte tamamlamaları için bir görev vermiş:

    “Dağın ardındaki nehrin kıyısında terk edilmiş bir manastır var. Manastırın çevresinde renkli bin bir çiçek göreceksiniz. Bu çiçeklerden bir tanesi bahçenin bekçisidir. Her sabah gün doğumu ile açar, gök turuncudan mora boyandığında yere iki tohum bırakır. O iki tohumu almanızı ve buraya getirmenizi istiyorum sizden. Bir de, yolculuğunuz boyunca gördüklerinizi, buraya döndüğünüzde anlatmanızı istiyorum.”

    Torida emin olmak için hemen sormuş;

    “Bulduğumuz çiçeğin, sizin istediğiniz çiçek olduğunu nasıl anlayacağız?”

    Usta;

    “Çiçeği diğerlerinden ayıran şey yeşil yaprakları, uzun gövdesi, rüzgârda salınışı, etrafındaki diğer çiçeklerden hem bağımsız hem de onlarla sarmaş dolaş oluşudur Torida.”

    Demiş ve dinlenmeye çekilmiş.

    Yiruşa’nın kalbinde o gece adeta kuşlar kanat çırpmış. Sabaha kadar rüyasında hiç görmediği patikalarla selamlaştığını, sohbet ettiğini görmüş. Torida ise önce ustasının söylediklerini defterine not almış, çiçeğin bir taslağını çizmiş, yolculuğu planlamış, heybesini hazırlamış ve uykuya dalmış.

    İki keşişin de gölgesi, sabahın ilk ışıkları ile toprağa düşmüştü. Ülkelerinden ilk defa ayrılıyor ve uzun bir yolculuğa çıkıyorlardı. İçlerini kaplayan heyecan, karanlık çöktüğünde korkunun izlerini taşıyor olsa da iki kişi olmak ve bir hedefi paylaşmak ikisine de güç veriyordu. Yiruşa zaman zaman gözlerini kapatıp yolda adımlarken, Torida yol boyunca gördüğü her ayrıntıyı defterine not alıyordu. Hepimiz biliriz: Bir öğrenci öğretmeninin talimatlarına eksiksiz uymalıydı.

    Üç gün süren yolculuklarının sonunda nehrin diğer tarafındaki manastır artık görünür olmuştu. Sularında güneşin yüzdüğü nehrin ne başlangıcı, ne de görünen bir bitişi vardı. Güneş taşlar arasında süzülüyor, suyla birleşip kendi dansını sunuyordu. Keşişlerin suyla sohbetini bir kadının hıçkırıkları bozuverdi. İki keşişin de adımları kadının olduğu yere yöneldi. Yiruşa kadına yaklaştı, eğildi ve niçin ağladığını sordu. Yüzme bilmediği için nehri geçemediğini göz yaşları ile anlatan kadının, yuvasına duyduğu özlem Yiruşa kalbinin derinliklerinde karşılık buldu. Kadına, eğer isterse, onu, nehrin diğer tarafına kucağında geçirebileceğini teklif etti. Kadının gözlerinde alemlerden alemlere kapılar açıldı ve nehri geçtiler. Kadın kendi yoluna, Yiruşa ve Torida ise manastıra doğru ilerlemeye başladı. Yurişa için manastıra giden yol Dünyanın tenine dokunduğu için şükran doluydu. Torida içinse bir adım atmak Dünyanın en zorlu işi haline gelmişti. Her bir bacağına Dünya’nın yükü bağlanmış gibiydi. Adımları kaya gibi sert, avuçlarıysa sımsıkıydı. Zorlukla attığı 5-6 adımın ardından bir de Yiruşa’nın memnun halini fark ettiğinde, işte o an göğsüne son külçe de inmiş oldu. Manastırın kapısında, bahçe kapısının önündeydiler. Torida’nın bakışları zehirli bir ok gibi Yiruşa’ya yöneldi, kelimeler dağdan kopan bir çığa dönüştü ve döküldü dilinden;

    “Sen, öğrendiğimiz tüm bilgiyi ve yeminimizi yerle bir ettin Yiruşa. Nasıl yaparsın bunu? O kadını kucağına aldın ve ıslak bedenini nehir boyunca taşıdın. Manastırın bahçesine, öğretiyi hayatına geçirememiş senin gibi disiplinsiz ve tembel bir öğrenci ile girmek istemiyorum.”

    Yiruşa arkadaşının ellerini tuttu, gözlerinden gözlerine bir mektup iletti kalp atışı ile. Mektupta şöyle yazıyordu:

    “Sevgili yol arkadaşım. Ben kadını nehrin bir kıyısından diğer kıyısına taşıdım. Sense onu hâlâ kucağında taşıyorsun.”

    Sonrasında ne konuştular ya da bu hikâye nasıl bitti bilinmez. Bildiğimiz tek gerçek iki keşişin öğrencilerine verdikleri ilk derste bu hikâyeyi anlatıyor oldukları.

    Siz bu hikâyenin neresinde buldunuz kendinizi?

    Önceki İçerikÖzgür Bir Birey Olmanın 3 Adımı
    Sonraki İçerikŞİddetli Özşefkat
    Emine Çakır Çavdar
    Pusulası; "Merak et, Hayret et, Şaşır, Fark et, Keşfet, Öğren ve Deneyimle" Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi’nde tamamlamış, 1998 yılında Türkiye’nin en büyük özel sermayeli bankasında çalışma hayatına başlamıştır. Kurumsal alanda toplamda 21 yıl süren deneyiminin ilk 11 yılında Bankanın satış ve pazarlama reformu çalışmalarında pilot ekipler içerisinde etkin roller üstlenmiş, devamında ise sırasıyla Yönetim Kurulu’na bağlı iş biriminde ve İnsan Kaynakları Müdürlüğü’nde kendisine bağlı ekiplere liderlik yapmıştır. Profesyonel iş yaşamını sürdürürken yaşam pusulası ve kişisel vizyonuna kendisini yaklaştıran 10 bin saatin üzerinde akademik ve disiplinel çalışmaya katılan Sn. Çavdar; 2019 yılında 21 yıl süren kurumsal işinden, özgün iş modelini hayata geçirmek hedefi ile istifa etmiştir. International Coaching Federation (ICF) akredite Professional Certified Coach (PCC) olan Sn. Çavdar, 2019 yılından itibaren, tescilli markası "ANLATMAZSAM ÇATLARIM" çatısı altında, hikâyeleştirme kurgusu ile kişi ve kurumlara özel tasarladığı eğitimleri sunmaktadır. "Eğitmenlik", "Profesyonel Koçluk", "Mentorluk" ve "Konuşmacılık" hizmetlerinin yanı sıra "Marka Metin Yazarlığı", "Marka Danışmanlığı" ve "Profesyonel Seslendirme" hizmetleri vermeye devam etmektedir. Nöropazarlama alanında yüksek lisans öğrencisi olan Sn. Çavdar, evli ve bir kız çocuk annesidir. www.anlatmazsamcatlarim.com Linkedin & İnstagram @eminecakircavdar

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz