Derin Sulardaki İnciler

    0
    131

    “Ne denediysem olmadı! Tüm denemelerim yarım kaldı, başaramadım. Çaresiz hissediyorum. Ne
    yapmam lazım bilmiyorum.”
    Koçlukta ilerlemeye yeni başladığım ve unvan alma sürecine adım attığım günlerdi. Bir arkadaşıma
    koçluk yaparken gündeme getirdiği konu, açık söyleyeyim, beni ürkütmüştü. Bir türlü başarıya
    ulaşamadığı bir konuyu konuşmak istiyordu. Daldan dala atlayarak giriş yaptığı konunun netleşmesi
    için bir süre dinlemem ve bir dizi soru sormam gerekti. En sonunda yaşadığı “İngilizce öğrenme
    zorluğunu” konuşmak üzerinde netleştik. Merak etmiştim, neler denemişti, nerelerde zorlanıyordu?
    Bu görüşmede bir sonuca ulaşabilecek miydi? Ben ona nasıl destek olacaktım?
    Arkadaşım ne zaman İngilizcesini geliştirmek için bir çabaya girişse bu çabalardan bir sonuç
    alamıyordu. Her birini yarım bırakmıştı. Tüm yolları denediği halde başaramadığını anlatırken öyle
    karamsar bir tablo çizdi ki neredeyse İngilizce öğrenmesinin bir yolu olmadığına ben de ikna
    olmuştum. Bu koçluk görüşmesinde nasıl bir çıkış bulacak diye merakım giderek artıyordu. Arka
    planda ise bu seans iyi bir seans olmazsa kaygısı hafiften beni rahatsız etmeye başlamıştı.
    Konuşma devam ederken çok istediği bu hedefe ulaşamamanın, bir çözüm bulamamanın karanlığı
    ikimizin de üzerine iyice çökmüştü. Onun çaresizliği, benim bu seans işe yaramazsa çaresizliğine
    dönüşmek üzereydi. Derken bir şey oldu ve ortama bir ışık sızmaya başladı. Arkadaşım farkında
    olmadan ikimizin arasına parlak bir inci tanesi bıraktı. Aslında kendisinin iyi bir eğitmen olduğunu, üst
    düzey insanlara nasıl eğitim vereceklerini öğrettiğini anlatmaya koyulmuştu. O an beklediğim incinin
    geldiğini anlamıştım. O konuşmasını sürdürürken inciyi fark etmesini sabırla bekledim. Merakım şu
    soruyu sormaya itti beni “Yetişkin eğitimlerini nasıl tasarlıyorsun?”
    Bu soruya cevap vermeye çalışırken arkadaşım birden inciyi fark etti. Başka soru sormama gerek bile
    kalmadı. O an gözleri parladı. Biraz önce tamamen düşmüş olan enerjisi aniden yükseldi. Uzun
    zamandır aradığı cevapları bulmanın coşkusu ile çözüme yönelik planlarını arka arkaya sıralamaya
    koyuldu. O an gözlerindeki coşku ve heyecanın muhteşemliğini anlatamam.
    İnsanların nasıl öğrendiği konusundaki uzmanlığının, kendisinin İngilizce öğrenmesine yardım
    edebileceğini daha önce hiç düşünmemişti. Önüne sunulan yöntemler onun stiline uymadığından bir
    türlü yol alamıyordu. Kendi tarzına uygun bir öğrenme programını kendisinin belirlemesi gerektiğini
    görmüş ve bu onu heyecanlandırmıştı. Oracıkta öğrenme tasarımını hızlıca yapmaya başladı.
    İnsanların en çok gündeme getirdiği koçluk konularından biri yapmak isteyip de bir türlü
    başaramadıkları şeyler oluyor. Tıpkı arkadaşımın durumunda olduğu gibi. Bu görüşmelerde
    müşterilerim yapmayı çok istedikleri halde o şeyi nasıl yapamadıklarını, nasıl zorlandıklarını, çıkış
    bulamadıklarını uzun uzun anlatırlar. Adeta çaresiz olduklarını hissederim. Sonra sorduğum sorulara
    cevap verirken farkında olmadan ortama bir inci tanesi bırakırlar. Ben gözlerim kamaşarak inciye
    bakar ve sabırla dinlemeye devam ederim. İnciye doğru, daha derine inmek için sorduğum soruların
    nereye ulaştıracağını bilmesem de kişinin farkındalığını tetiklediğine defalarca şahit oldum.
    İnsanlar kendi güçlü yanlarının o kadar farkında olmuyorlar ki… Yapamadıkları şeye o kadar takılı
    kalıyorlar ki… Büyük resmi fark edemiyorlar. Koçluğun gücü de burada. İnsanlar konuşurken büyük
    resme dair görüntüyü koçla birlikte oluşturuyorlar. Geriye sadece oluşturdukları resme bakmaları ve
    “inci”leri fark etmeleri kalıyor.

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz