Bu ay Bulutsuzluk Özleminden bir şarkıyla olabilir mi diye sorsak kendimize ‘’ olabilir mi? ‘’
Bugün canın çok sıkkın
Her şey sana zor geliyor
Olabilir
Bugün aşkın bitmiş
O seni terk edip gitmiş
Olabilir
Sanki sen hiç bilmediğin
Bir kaos içindesin
Kim bilir?
Günlerin getirdiği
Senin yitirdiklerin
Sanki hiç umut yok
Çok yorgunsun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Bugün duyduğun haberler
Sana utanç veriyor
Olabilir
Hayatında şu anda her ne oluyorsa kabul edip ‘’olabilir’’ diyebilir
misin? Aklında olmasını beklediğin, yapılacaklar listende olan onca
planın arasında kendi hayatının şu an sana sunduğu gerçeği görebilir
misin?
Biz planlar yaparken hayat çoğu zaman bizim önümüze görmemiz
gereken şeyler koyar aslında o şeyler senin hayatında her ne ise hayal
ettiğinden, planladığından ya da şöyle olması gerekir dediğin
kurallarından çok farklı olabilir. Bu bazen hayal kırıklığıyla, isyanla ya
da bütün planlarını bozan bir yerden gelebilir. Tüm bu beklenmeyen
anlara, burada olabilmem mümkün değil dediğin anlara tavrın ne,
olabilir diyerek hayatını kabul etmek ve gelenle mi yol almak seçimin
yoksa isyan eden tarafta mısın ya da olanı kendine göre değiştirmeye
zorlayan tarafta mı? Hayatın içinde ne kadar esneksin bunu
konuşalım bu ay. Kendini ne kadar bırakabiliyorsun.
Eğer yaşamaya mecbursak şarkıda ki gibi hayatı sadece olduğu gibi
görebilmeyi deneyemez miyiz? Her gelene olabilir diyerek,
yavaşlayarak, var olan durumun içinde biraz esneyerek, neler
olduğuna bakarak. Yaşanan an’lardan alabildiklerimiz,
görebildiklerimiz, değişim sinyali veren kısımları fark edebilmemiz
aslında kendimize verebileceğimiz en büyük yatırım olurdu çünkü en
büyük dersi hep hayat verir bize, o ders hep bir iz bırakır. Her zaman
acı veren bir iz olmasına da gerek yoktur, hayatın içinde yakaladığın
an’lar geliştirici olandır. Şöyle bir kendine baktığında belki fark
edemiyorsun olanı koşturmaktan. Bütün gün birinin seni çektiğini
izlesen ve seyretsen kendini, orada görüyor olsan konuştuklarını,
tavırlarını, sınırlarını, hislerini ne kadar büyük bir farkındalık oluşurdu
değil mi? Bir koçluk seansı da insana böyle büyük bir farkındalık
kazandırabiliyor çoğu zaman. Nerede takılı kaldığını, esneklik
gösteremediğin yerlerde nasıl zorluklar yarattığını ve ilişkilerinin nasıl
etkilendiğini görebiliyorsun. Tüm bunları hayat biliyor ve senin önüne
çıkarıyor, sen bu zorlandığın yerlerden biraz olsun yumuşayabil diye
aslında seni devamlı sınıyor, seçenekler sunuyor. Burada farkındalığın
yüksekse ve dışarıdan kendini gözlemleyebiliyorsan tercihlerini,
tavrını değiştirerek hayatında olumlu yönde ilerlemeler oluyor fakat
tam tersi durumlarda içinden çıkılamayan bir hal alıyor. Bu
farkındalığı kazanabilmek ve geliştirmek senin kendinle ne kadar
çalışmaya istekli olduğuna göre değişiyor. Koçluk almak başta bu
alışkanlığı kazanana kadar sana çok yardımcı oluyor.
Esnemeyi ve katılığı şöyle ifade edebilirim. Hayatında sana iyi gelen,
iyi hissettiren şeylerin aksine bir de tam ters duyguları yaşatan şeyler
oluyor. Bu şeyleri bulunduğun bir ortam, yaşadığın bir olay, bir ilişki
dinamiği olarak tanımlayabiliriz. Bu şeyler senin kendi tanımına göre
değişiyor da olabilir. İyi hissettiğin o yerde bir rahatsızlık duymadığın
için beden dilinde, sözlerinde, tavırlarında dikkatini çeken şeyler daha
az gelebilir. Tam tersini hissettiren anlarda ise tamamen alarma
geçersin. Rahat değilsindir, ifadelerin gergin, huzursuz, tepkisel
konuşmaya başlamış olabilirsin. Vücudunda yükselen bir ateş
hissedebiliyor olabilirsin. Böyle anlarda otomatik olarak verdiğin tepki
oradan uzaklaşmak olabilir, orayı kendi istediğin gibi bir alana
dönüştürme çabasına giriyor olabilirsin, orada kalmaya devam edip
sürekli şikayet ediyor olabilirsin ya da tüm bu içinden geçenleri
sessizce kendine eziyet haline getirip kimseyle paylaşmadan içinde
yaşıyor olabilirsin. Burada kuralların mı, inançların mı, kafandaki
kalıpların mı, değer yargıların mı, aileden gelen sesler mi sence neler
orada ki an’ı keyifle yaşamana engel oluyor diye sorarak tespitler
yapmak kendinle ilgili belki değiştirebileceğin ve hayatında ki
dönüşümü sana gösterebilecek ipuçları verir. Tüm bunlar senin
hayattaki katı tarafını oluşturan, diğer seçenekleri denemene,
sonuçlarını yaşamana engel olan alışkanlıkların olabilir. Benim için
katılık böyle bir şey.
Esnekliği ise şöyle görüyorum; rahatsızlık duyduğum ve değişmesini
hemen istediğim şeyin içinde bir an kalıp, vermeye alıştığım tepki
dışında farklı bir ben deneyimlemeye çalışmak ve orada beni bu kadar
tutan, yükselten hisse ya da kendi içimdeki bir kural o her ne ise tepki
vermeden bir bakabilir miyim? Diyebilmek belki. O ortamdaki beni
tetikleyen, zorlayan şeyler içinde kalıp, orayı kabul edip, kendimi
orada görüp farklı bir gözle bakabilir miyim orada olana? Tepkisel
yaklaşmadığım anda biraz o kuraldan, katı düşünceden, yargıdan,
tavırdan yumuşayabilir miyim? Kendi içimdeki kesinlikleri ’’ olabilir ‘’
diyebildiğim bir tarafa çekmeyi deneyebilir miyim? Benim dilediğim,
rahat ettiğim gibi olmadığını hissettiğim anlara karşı esneklik
kazanabilir miyim?
Şu bir gerçek ki her an her şey bizim kalıplarımıza, değer yargımıza,
düşüncelerimize ve kurallarımıza uygun olmayabiliyor. Bulunmak
zorunda olduğumuz yerler oluyor, geçinmek durumunda olduğumuz
insanlar oluyor, sürdürmek durumunda olduğumuz bazı ilişkiler
oluyor. Hepsinde sana ters gelen yerde çekip gitmek, kavga etmek,
sinirlenmek, bağları koparmak ya da uymayanı kendine benzetmeye
çalışma çabası hayatı daha da zorlaştırmıyor mu sence de?
Bir koçla çalışıp tüm katılıklarını, esneyemediğin, yumuşayamadığın
yerleri görebilir ve farklı tepkiler veren bir sen nasıl olurdu sorusunun
cevabını deneyimleyebilirsin ve bu alanın sende yarattığı hisleri
sorabilirsin kendine.
Nasıl olabilir mi?




