Yaşadığımız Afete Koçluk Desteği

0
30

Şubat tatili bitmişti ve okula giden çocukların olduğu evlerde hayat normal akışına dönmek üzereydi. O niyetle pazar akşamı yattık. Sabah ise apayrı bir gündemle kalktık. Deprem olmuştu. Biz uzak olduğumuz için hissetmemiştik ama yüreğimize ateş düşmüştü. Başlangıçta durumun vahametini de kavrayamadık. Yavaş yavaş paylaşımlar gelmeye başlayınca korktuğumuzun başımıza geldiğini anladık. Hemen nasıl yardım etmeliyiz diye düşünmeye başladık. Cep telefonlarına sarıldık. Başladık takibe. Herkesin yapabileceği yardımı ve desteği verdiğine eminim. Biz de aile olarak bir şeyler yaptık ama bana yetmedi ve düşünmeye başladım: “Bir koç olarak ne yapmalıyım” diye. Afet bölgesinin ihtiyacını zihnimde canlandırarak şöyle bir yol haritası çıkardım. Bu çalışmayı yaparken ICF ve AC’nin koçluk tanımlarını kendime pusula olarak farkında olmadan seçmişim. Şimdi anlıyorum. Tüm bu zihinsel aktivitede kendime sorduğum ilk soru “depremzedelerin ihtiyacı nedir” oldu.

            ICF’in koçluk tanımında “ilham veren, düşünce doğurucu, süreç ortaklığı” bölümüne odaklanırken, AC’nin koçluk tanımında ise “klinik özellik taşımayan müşteriler” kısmına yoğunlaştım. Diğer kefeye de ihtiyaçları koyarak zihinsel yolculuğuma devam ettim. Depremzedelerin önceliğinin sevdiklerini enkazdan sağ salim çıkarmak ve sağlık kuruluşuna sevk ederek bedenen tedavi ettirmek olduğunu gözlemledim. Ellerim titreyerek yazıyorum. Diğer durumda sevdiklerinin cansız bedenini çıkarmak realitesi vardı. Her iki durumda da yaşanan acının büyüklüğü bu değerli vatandaşlarımızın psikolojik ve/veya psikiyatrik bir desteğe ihtiyacı olduğu gerçeği ile yüzleşmeme sebep oldu. Evet AC’nin dediği kadar klinik özellik içermese bile koçluk alamayacak bir ruh halinde olduklarını değerlendirdim. Öte yandan Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde fizyolojik ihtiyaçlar seviyesine birdenbire bu katastrofik bir olayla inen yurttaşlarımızın zamana ihtiyacı olduğu gerçeği karşıma çıktı. Az öncede dediğim gibi ilk ihtiyaç psikolojik destek, yeme, içme, barınma ve sevdiklerine ulaşma idi.

            Sonra vatandaşlarımızın hayatlarını bir nebze de olsa harekete geçirmesi için gereken süreyi düşündüm. Kültürel olarak 40 gün beklememiz gerektiğini, bu biter bitmez başlayacak ramazan ayında hepimizin biraz içe dönerek muhasebe yapmamıza vesile olacağı sonucuna vardım. Nisan ayının sonundan itibaren tüm bu içe dönüş, gerçeklerle yüzleşme ve yas sürecini tamamlanması ile ihtiyaçların değişmeye başlayacağını düşünüyorum.

            Bu noktada farklı roller için yeni kararlar alma zamanı gelecektir. İşte tam burada koçlar stratejik karar alacak yurttaşlarımıza destek verebilir. Aile büyüğü, anne ve babalar tarafında; şehir değiştirme, iş değiştirme, ailenin yeniden bir araya getirilmesi konuları gündeme gelecektir. Evin gençleri tarafında, yine ellerim titreyerek yazıyorum, ailenin tüm yükünü omuzlama, ekonomik destek verme, belki okulunu bırakma ve hayallerini öteleme hatta vaz geçme tercihleri yüzümüze tokat gibi çarpacaktır. Orta öğrenimdeki gençlerimizden, çocuklarımızdan, girecekleri sınavlardaki adaletsizliği, eğitimden uzak kalmalarının mutsuzluğunu ve yalnızlığı duyabiliriz.

            Hayatlarının en acı ilkbaharını yaşayan kardeşlerimize bizde çeşitli koçluk platformları ve çatı koçluk dernekleri kanalı ile destek vermeliyiz. Bu değerli insanlarımızın verecekleri kritik kararlarda onların bu süreci farkında olarak atlatmaları için elimizi taşın altına sokmalıyız. Zaman; bütçemiz doğrultusunda ekonomik destek verip, vicdanımızı rahatlatıp, başımızı yastığa koyma zamanı değildir. Zaman; elimizdeki koçluk gücünü, milletimizin hizmetine sunma günüdür.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz