Koçlukta ve Liderlikte Mizahın Gücü

0
6

Koçluk denildiğinde çoğu kişinin aklına ciddi, derin ve yoğun konuşmalar; mizah denince de yalnızca bu konuya yatkınlığı olan ya da buna odaklanan kişilerin kullanabileceği bir araç geliyor. Oysa ki ne koçluk bu kadar “ciddi” olmak zorunda, ne de mizah sadece belli durum ve kişilerin oyun alanı…

Mizahın hayatımda önemli bir yeri olduğunu fark etmem yıllar önceye dayanıyor. Levent Kırca’nın “Olacak O Kadar”ı ile “günlük negatif yaşantıların içinde bile gülümseme fırsatı bulma” bakış açımı geliştirdim. Avrupa Yakası’nın Burhan Altıntop ve Dilber Hala diyaloglarını iş ortamında arkadaşlarla paylaştığımda yoğun temponun içinde birlikte nefes almanın ve kahkahayı paylaşmanın değerini anladım, hâlâ da bu anları hatırlayıp güleriz. Şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, o dönem yaşadığımız stresi yönetebilmemizi, bir nevi “sinir olduğumuz olayları” hafifletebilmemizi kolaylaştırmış bütün bunlar…

Mizahla ilgili literatürün içine girince de pratikte yaşadıklarımın kanıtlarını görmüş oldum ve bu da bana bu yazıyı yazdırdı.

Yıllar geçip bir profesyonel koç olarak çalıştığım kişilerin kendi yollarını açmalarına şahitlik ettikçe ve hayatın zenginliğiyle beslendikçe, mizahın atıfta bulunulacak bir skeç, bir stand-up, bir komedi unsuru veya bir eğitim gerektirmediğini kabul etmek bende farklı pencereler açtı. Mizah sokakta, esnaf sohbetinde, mahalledeki teyzelerin “merhaba”sında, Anadolu insanının zorlukların içinden filtrelediği bilgelikte… tam orada duruyor ve bize bakıyor. Mizahı “normal bir insanlık hali” olarak görüp “içime çektiğimden” beri buna doğallıkla hayatımda yer açmış olmak ve bir ön gereklilik olmadan spontan şekilde çıkartıp kullanabilmek de hayatımın en şükran içeren keşiflerinden biri…

Mizah nasıl tanımlanıyor?
İnsanlar arasında biyolojik temelli, öznel ve sosyal bir deneyim. Bireylerin, durumların veya nesnelerin insanlar arasında keyif ya da kahkaha yaratabilme yetisi. Organizasyonel bir bakış açısından mizah; birey, grup veya organizasyona fayda sağlayacak şekilde insanları birleştiren, yönlendiren ve enerji veren eğlenceli iletişimler… Ancak mizahı sadece bir eğlence aracı olarak görmek, onun potansiyelini eksik değerlendirmek olur.

Literatürdeki kanıtlar, uygun mizah kullanımının öğrenmeyi, keşfi, yaratıcılığı ve motivasyonu kolaylaştırdığını gösteriyor. Koçluk da gelişim ve keşif sürecini desteklemek için en etkili stratejilerden biri olduğuna göre, koçluk ve mizahın birlikte nelere alan açabileceğini düşünmek bile umut verici ve verimli bir pratik olacaktır.

Mizah insanların rahat ve çekincesiz hissettiği gündelik durumlarda daha fazla görülür. Bu olgu ters yönde de işler, yani daha ciddi ortamlara mizah getirmek insanların kendilerini daha rahat hissetmesine yardımcı olabilir. Koçluk açısından da mizah kullanımı, danışanın daha az gergin ve çekingen hissetmesini sağlayarak koçluk sürecinde daha fazla açılmasına yardımcı olabilecek çok etkili bir yoldur.

Yıllardır liderlerle, yöneticilerle ve takımlarla çalışan biri olarak şunu çok net görüyorum: İnsanlar en çok rahat hissettikleri anda düşünmeye, sorgulamaya ve değişmeye başlıyor. Mizah da doğru kullanıldığında rahat ve hafif bir atmosfer yaratıyor, savunmaları azaltıyor, güven oluşturuyor ve kişinin kendisine dışarıdan bakabilmesini kolaylaştırıyor.

Araştırmalar da bunu destekliyor. Mizahın; stresin etkisini azalttığı, yaratıcılığı artırdığı, öğrenmeyi desteklediği ve kişilerarası bağı güçlendirdiği uzun süredir biliniyor. Özellikle koçluk ve gelişim süreçlerinde mizahın; farkındalık yaratma, davranış değişimini kolaylaştırma ve zor konuları daha erişilebilir hâle getirme konusunda güçlü bir etkisi olduğu görülüyor.

Buradaki mizah, ortamı “şenlendirmek” için yapılan yüzeysel espriler değil; danışanın bakış açısını genişleten, ilişkiyi güçlendiren ve öğrenmeyi kolaylaştıran bilinçli bir yaklaşım.

Olumsuz duygularla başa çıkarken mizahın, pozitif duyguları teşvik ederek olumsuzluğu azaltmada etkili olduğu, beyin aktivitesini inceleyen fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) çalışmalarıyla gösterildi. Mizah pozitif bir duygu yaratıyor, pozitif duygu ise bilişsel esnekliği artırıyor. Bir başka deyişle, gülen beyin daha açık bir beyindir. Kökleşmiş inanç sistemlerini sorgulamak, eski alışkanlıkları bırakmak, hata yapmayı kabullenmek — bunlar koçluk sürecinin vazgeçilmez unsurları. Mizah bu geçişleri kolaylaştıran bir köprü işlevi görüyor.

Mizah duygusal regülasyonu da destekliyor. Özellikle stres, öfke veya kaygı yaşayan kişilerle çalışırken mizah, kişinin yaşadığı duygunun ağırlığını azaltmasa bile, onun altında ezilmeden konuya bakabilmesini sağlıyor. Bu da çözüm üretme kapasitesini artırıyor.

Mizah; hataları kabul etmeye yardımcı oluyor, daha iyi çözümlere yol açıyor ve eski alışkanlıkların bırakılmasını kolaylaştırıyor.

Mizahın koçlukta bu kadar etkili olmasının nedenlerinden biri de zihinsel mesafe yaratması. İnsan bazen yaşadığı konunun içinde o kadar kayboluyor ki farklı bir perspektif göremiyor. Mizah, o yoğunluğu kısa süreliğine hafifletip yeni bir pencere açabiliyor; problemi küçümsemeden kişinin problemle kurduğu ilişkiyi değiştiriyor. Bir seansta müşterinin hayatında sıraladığı zorluklar için “el ele tutuşmuşlar halay çekiyorlar” dediğini hatırlıyorum. Sanki bir anda davul ve zurna seansın ortasına gelmiş, her bir zorluğun ahenkle zıplaması gözümüzün önünde aynı anda belirmiş ve birlikte gülmek de akışın ağırlığını biraz da olsa hafifletmişti.

Burada kritik nokta mizahın “nasıl” kullanıldığı. Çünkü her mizah olumlu sonuç üretmiyor. Alaycı ya da kişinin özsaygısını zedeleyen mizah, güveni güçlendirmek yerine ilişkiyi zayıflatabiliyor. Buna dikkat etmek ve doğru mizah tonu için öz değerlendirme yapmak önemli.

Mizahın zamanlaması, uygunluğu ve kişinin hazır oluşu da çok kıymetli:

  • Zamanlama: Mizahı anlık sezgiyle kullanmayı gerektiriyor. Bir koç ya da lider, oturumun ya da toplantının ritmine hâkim olmalı, mizahi dokunuşun süreci kolaylaştırıp kolaylaştırmayacağını hissetmeli.
  • Uygunluk: Kişiye ve bağlama özel bir değerlendirme istiyor: Karşınızdaki kişi mizahı ne şekilde alıyor, ortak zemininiz mizahı ne kadar kaldırır?
  • Hazır oluş ve karşılıklılık: Kişi mizahı karşılamaya ne kadar hazır? Karşılıklı paslaşarak mizahı büyütme imkânı ne? Gülüşlerin paylaşılmasıyla katkının kolektif hâle geldiği bir ortam, en güçlü bağlılığı yaratıyor.

Bazı insanlar mizahı gerçek duygularından kaçmak için de kullanabiliyor. Özellikle zor konular açıldığında sürekli şakaya yönelmek, aslında kırılgan alanlardan uzak durma çabası olabiliyor. Böyle anlarda koçun görevi mizaha eşlik etmek değil, mizahın arkasındaki duyguyu fark etmek…

Liderlik dünyasında da benzer bir durum var. Mizah, baskıyı azaltan ve insanları birbirine yaklaştıran güçlü bir araç olabilirken, yanlış kullanıldığında dışlayıcı bir dile dönüşebiliyor. Bu nedenle etkili liderler mizahı “sahne performansı” olarak değil, ilişki kurma biçimi olarak kullanıyor.

Mizah; iş ortamındaki ağır havayı hafifletmek, grubun sosyal uyumunu oluşturmak, iletişimi geliştirmek, çalışan bağlılığını artırmak, daha yüksek üretkenliğe katkıda bulunmak ve yaratıcılığı tetiklemek için harika bir araç. Ayrıca mizahın organizasyon kültürü oluşturup sürdürmeye yardımcı olduğu, liderlik etkinliğini desteklediği ve arkadaşlık duygusu yarattığı biliniyor.

Özellikle liderlik gelişimi çalışmalarında mizahın önemli bir başka katkısı daha var: İlişki kurmak.

Liderlik pozisyonları doğası gereği sosyal mesafe yaratır. Ast ve üst arasındaki bu boşluk; fikir paylaşımını, yaratıcılığı ve sadakati olumsuz etkiler. Araştırmalar, uygun mizah kullanımının sosyal mesafeyi azalttığını, aidiyet hissini, çalışan memnuniyetini ve verimliliği güçlendirdiğini gösteriyor. Bir liderin kendine gülebilmesi ya da ekibiyle ortak bir espriyi paylaşabilmesi “biz” hissini güçlendirir ve güveni destekler. Gerçek gelişim de güvenin olduğu ortamda hızlanır.

Bunun ötesinde mizah; örgütsel kültürün korunmasında, değişim süreçlerinde direncin azaltılmasında ve zor karar anlarında gerilimin yönetilmesinde ciddi bir işlev üstleniyor.

Bulgular, mizahın yalnızca üretken iş yeri ilişkileri kurmaya katkı sağlamadığını, aynı zamanda organizasyonel hedeflere ulaşmayı teşvik eden entelektüel etkinliği de ateşlediğini göstermiştir. Bu nedenle güçlü liderlerin önemli bir kısmı mizahı bilinçli ya da sezgisel olarak kültürü şekillendirmede ve iş odağını yönetmede kullanıyor.

Bugünün iş dünyasında insanlar yalnızca hedef baskısı değil; belirsizlik, değişim hızı ve duygusal yorgunlukla da mücadele ediyor. Böyle bir ortamda mizah dayanıklılığa katkı sağlıyor. İnsanların yeniden nefes almasına, bağ kurmasına ve düşünmesine yardımcı oluyor. Bazen doğru anda gelen küçük bir gülümseme, uzun analizlerden daha güçlü bir farkındalık yaratabiliyor. Bunu doğru yapan profesyoneller; sadece daha eğlenceli değil, aynı zamanda daha etkili, daha akılda kalıcı ve danışanları ile çalışanları için daha dönüştürücü oluyor.

İşin en rahatlatıcı yanı da şu: Mizah bir kişilik özelliği değil, geliştirilebilir bir beceri. Kendinizi aşırı ciddiye almamayı öğrenmek, hafifliğe alan açmak ve bunu diğer insanlar için de mümkün kılmak — bunlar bir koç ve liderin gelişim yolculuğunun son derece değerli durakları. Durup deneyimlemeye değer, ne dersiniz?


Şimdi koçlar ve liderler için şuraya birkaç soru bırakalım:

Kendinizle ilişkinizde:

  • En son ne zaman dolu dolu güldünüz?
  • Kendinize gülmeye ne kadar açıksınız?
  • Hayatın içindeki durumlarda “gülecek” bir şeyler bulma sıklığınız ne?

İnsanlarla ilişkinizde:

  • Başkalarının esprilerine gülme cömertliğiniz nasıl?
  • Müşterilerinizle / Ekibinizle mizah alışverişiniz nasıl?

Profesyonel alanınızda:

  • Seanslarda / Toplantılarda dışarıdan bakıldığında ne kadar “ulaşılabilir” ve “gülmeye açık” görünüyorsunuz?

Hayatın içindeki gülme fırsatlarını daha çok görmemiz dileğiyle, mizahla kalın.