KÖKLERİNDEN YENİ’DEN DOĞMAK

0
70

Uzun bir seyahatti onunkisi… Yola ne zaman çıktığını hatırlamıyordu, o kadar uzun zaman olmuştu ki.. Sanki seyyah bir annenin seyyah bir oğlu olarak dünyaya gelmişti ve doğduğu o ilk günden bu yana da sürekli seyahat etmekteydi. Oysa notlarına baktığında aslında son birkaç aydır evinden uzakta olduğu anlaşılıyordu. Bir an hiç yol almamış gibi hissetti. Sanki yola ilk çıktığı günkü haliydi odanın içinde soluyan. Notlarına şöyle bir göz attıktan sonra bir an durup düşündü; ne kadar çok not almıştı! Gerçekten sadece birkaç ayda mı yazmıştı tüm bunları.. İnanamadı! Durup şöyle bir göz gezdirdi yazdıklarına. Bir yandan da yaşadığı tüm deneyimler yeniden canlandı gözünde. Anılar!! Acısıyla tatlısıyla…”Ne çok birikmiş” diye mırıldandı. Sonra başladı hepsini yeniden okumaya. Okudukça hatırlıyor, hatırladıkça anılar yeniden, yeniden canlanıyordu. Bir gülümsedi, bir hüzünlendi… Karışık duygular içerisinde kapattı not defterini. Hızlıca oturduğu yerden kalktı. Son birkaç gündür kaldığı pansiyondaki odasında camın önüne doğru ilerledi. Camdan dışarı bakarken kahvesinden bir yudum aldı. Seyahati boyunca yanından ayırmadığı, camın önünde duran küçük süs bitkisine baktı. Oradan oraya gezinirken tabi bitki de türlü şekillere girmişti. O ilk zamanki canlılığını yitirmişti. Kurumuş yaprakları, soluk renkleriyle ona birşeyler anlatmak istiyordu sanki. Yolculuk boyunca konakladığı yerlerde ona uygun ortamı her zaman sağlayamamıştı çünkü.. Kimi zaman güzel güneş gören bir odası olmuş, bu zamanlarda bitki kendine gelip canlanmış; güneş göremeyen odalarda kaldığında ise bitki solup, kendini iyice bırakmıştı. Kuruyan yaprakları temizlemeye başladı eliyle, acıtmadan! Tek tek temizledi tüm yaprakları. İşi bittiğinde ise bitkiden geriye pek birşey kalmamıştı. Kuru dallara bakarken birden köklere yakın bir yerden çok minik yeşil bir filizin gelmekte olduğunu gördü. Gözleri parladı hemen. Eline alıp uzun uzun inceledi minik yaşam modelini. Demek ki  bunca zamandır, yeni bir form oluşturmak için tüm gücünü ve enerjisini bu yeni filize vermişti. Aslında dışarıdan bakınca sona ermekte gibi görünse de yine kendi köklerinden ama yeni bir formda doğuyordu. Belki de bir yerde meydan okuyordu! Bir an durdu, “eğer bu mümkünse” diye geçirdi içinden. Hemen gidip not defterini yeniden açtı ve acı tatlı, o an sevmediği ne kadar deneyim ve duygusu varsa hepsini yeniden yaşamasına izin verdi. Her birini tek tek hatırladı. Ve o an farketti, tüm o deneyimleri ile birlikte kendi köklerinden ama yeni bir formda, yeniden yeniden doğuyordu!

Değişmek, değişim içinde olmak! Her daim içinde bulunduğumuz bir serüven değil mi aslında? Farketsek de farketmesek de sürekli bir yenilenme yaşıyor aslında bedenimiz. Yaşadığımız her deneyimde, aldığımız her kararda, kısaca aldığımız her nefesle birlikte yenileniyoruz.

Her yıl sonbaharda yaprağını döken ağaçları gözlemlemişsinizdir. Yapraklar önce yavaş yavaş renk değiştirmeye başlar, sonra dallarına artık tutunamayıp esen rüzgarla birlikte toprağa dökülüverir. Toprakta renk değiştirmeye devam eder ve bir süre sonra bakasınız ki artık toprakla bir olmuştur dökülen tüm yapraklar. Ağaç bekler bir süre, sessizce öyle ve kupkuru dalları sanki bir daha hiç yeşermeyecekmiş gibi gelir bize. Oysa zamanı geldiğinde mevsimin değişmesi ile birlikte yeniden başlar minik minik yapraklar üzerinde yeşillenmeye.. O ağaç kendi köklerine tutunup yeniden yaprak vermeye başlar. Ama o artık yepyeni bir ağaçtır, ne bir önceki mevsim yaprağını döken, ne de kuru kuru canlanmayı bekleyen ağaçtır o!

Bizler de biraz buna benziyoruz aslında. Her daim birşeyler deneyimliyoruz. Bu deneyimler farklı formlarda olabiliyor. Örneğin; yanlış bir karar verebiliyoruz, “keşke” diyebiliyoruz, çok üzülebiliyoruz veya çok sevinebiliyoruz ve “iyi ki” diyebiliyoruz. Bazen yaşadığımızın bir deneyim olduğunu ve bize ne kattığını görmemiz için üzerinden belli bir zaman geçmesi gerekebiliyor. Hatta ilk zamanlardaki “keşke” miz, bir süre sonra “iyi ki” ye bile dönüşebiliyor. Hepsi bir deneyim ve biz sürekli yeni şeyler deneyimliyoruz. Ve her yeni deneyimde yenilenip değişiyoruz. Bunun farkına vardığımız ölçüde ise bu değişim bizim için daha anlamlı hale geliyor. Önemli olan deneyimlerimizi içselleştirmek ve ötekileştirmeden kendimize odaklanmak.

Değişimi her an her daim farketmeye çalışan bir olarak, uzun süre görüşmediğim kişilerle karşılaştığımda duyduğum “canım, hiç değişmemişsin!” ifadesi size nasıl gelir bilmem ama beni biraz düşündürür. Biraz hüzünlenirim bile😊 Çünkü değişmek, yenilenmek bir çabayı da gerektirir. Her ne kadar kendiliğinden de var olsa; onu farketmek, işlemek, özümsemek, kendimize faydaya dönüştürmek için emek vermemiz gerekir. Yaşadığımız deneyimler ancak bu şekilde bir öğrenmeye dönüşecek ve bu öğrenmeyle birlikte özümüde anlam kazanacaktır.

Değişim üzerine sizlerle paylaştığım görüşlerimi izin verirseniz bir soru eşliğinde tamamlamak istiyorum:

Bu yazıyı okumak sizde nasıl bir değişime yol açtı?

Dilerseniz yanıtlarınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz….

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz