NOTALARI HİSSEDEBİLMEK

0
67

Müzik dediğimiz zaman çoğu insanın aklında bir şey canlanır. Bu bir melodi, bir müzik aleti, bir müzik kutusu veya o kişinin zihninde müzikle bağdaştırılmış bambaşka birşey olabilir.

Notaların bir araya gelerek bir takım oluşturması ve ortaya bir ezgi demeti çıkarması bana mucize gibi geliyor. Tarih boyunca müziğin tıpta bazı ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanıldığını biliyoruz. Herkesin müzik zevki farklı olsa da insanın ruh durumu üzerinde etkili olduğu sanırım çoğumuzun kabul ettiği bir gerçek.

İçinde müzik olan bir hikaye yazmak istedim bugün, bakalım hikaye bizi nerelere götürecek……

“Yağmurlu bir sabaha erkenden uyanmış, camın önünde ıslanmamak için kaçışan insanları izliyordu. Bir yandan da camın ardında süzülen damlacıklara bakıyor, sanki onlardan gelen bir haberi duymak istercesine elini cama dayayıp parmaklarıyla duymaya çalışıyordu.

Küçük yaşlarında tanışmıştı sessiz dünyasıyla. Başına gelen bir hastalık dünyayla olan ses bağlantısını bambaşka bir boyuta taşımıştı. Parmak uçlarıyla duyuyor, gözleriyle dinliyordu artık. Duyduklarını ise zihninde nasıl canlandıracağını biliyordu. O kadar ustalaşmıştı ki bu konuda, kulaklarıyla işitebildiği zamanlarda başlamış olduğu keman tutkusuna dört elle sarılmış bir müziği, bir ezgiyi, bir sesi nasıl hissetmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Çoğu zaman şikayet etmiyordu durumundan, hatta bazen bunun bir ayrıcalık olduğunu düşünüyordu. Bazen insanların, onun işitemediğini öğrendikleri zamanki tepkisini ve ifadelerini gözleriyle görüyor, ne dediklerini dudak okuyarak anlıyor ve içinden gülüyordu. Çünkü işitme yetisi olan insanların duyamadığı o kadar çok şeyi duyuyor ve hissediyordu ki… Bunu öğrenmişti yıllar boyunca; duymak için işitmeye ihtiyacı yoktu. Ne işiten insanlar görmüştü, duymaktan aciz! Bir an acıdı onlara, sonra “boşver” dedi içinden ve kendi dünyasına döndü yeniden. Hazırlanması gereken bir konseri vardı, solist olarak ilk konseriydi bu. Onun için herşeyden önemliydi. Çalışmaya koyuldu hemen! Önündeki notaları kemanına aktarırken birden çok istedi duyabilmeyi. En azından kemanının sesini ve konser sonunda alacağı alkışları bir kez  duyabilseydi, ne güzel olurdu! Gözlerini kapadı ve hayal etti: Küçükken, henüz işitirken bir okul gösterisinde aldığı alkışları düşündü. Nasıl da gürlüyordu bu ses dopdolu salonun duvarlarında. O zaman birazcık ürkmüştü, ama sonra öğretmeniyle göz göze geldiğinde rahatladığını ve bu gürleyen sesin coşkusunu içinde hissettiğini hatırladı. Ve aynı coşkuyla yeniden başladı önündeki konsere hazırlanmaya..”

Beynimizin çalışma şeklindeki mucizeler bilebildiğimiz kadarıyla sınırsız. Bir de henüz bilemediğimiz çok daha büyük bir bölümü var. Önceleri duyu organlarımızdan gelen duyusal iletilerin beynimizde belli merkezlerde yorumlanarak veriye dönüştüğü düşünülüyordu. Ancak günümüzde yapılan araştırmalar, herhangi bir duyu kaybında, beynin diğer bölgelerinin aktive olarak, buradan gelen verileri farklı bir duyu aracılığıyla gelen iletilerden yorumlayabilme özelliği olduğunu gösterdi. Buna “duyusal ikame” deniyor. Yani işitme yetisinin kaybolmasıyla beyin, işitme merkezinden gelen verileri yorumlayamıyor ancak bunun yerine görsel verileri (dudak okuma) veya somatosensoriyel yani dokunsal verileri kullanarak bunu sanki işitme gerçekleşmiş gibi yorumlayabiliyor. Bu durum beynin plastisite özelliğini de gösteriyor. Yani sürekli bir değişim halinde olduğunu ve bulunulan ortama adapte olmaya olan yatkınlığını! Üstelik bunu o kadar hızlı yapabiliyor ki, belirli bir ortamda gözleri bağlanan kişilerin birkaç günde işitme kapasitelerinin arttığı yapılan MRI ölçümleriyle belirlenebiliyor.

Burada bahsettiğim, beynin mucizelerinden sadece bir tanesi. Bu bilebildiğimiz kısımdan bir bilgi, bir de bilemediğimiz yanları var tabi ki!  Bunu düşününce aklıma pek çok soru geliyor haliyle.

Böyle mucize bir organa sahipken, becerilerimizi na kadar geliştirebiliriz?

Doğru odaklanma ve yapılandırılmış aksiyonlar ile yapabileceklerimizin gücünü birleştirdiğimizde sınırlarımızı ne kadar genişletebiliriz?

Bu çalışmalarımızı bütünün faydasına yönelik amaçlarla birleştirebilsek dünya nasıl bir dünya olur?  

Bizim bunu yapmak için neye ihtiyacımız var?

Soruların muhteşem gücüne kendimizi bu kadar kaptırmışken, sizin ilk adımınız ne olur?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz