Çok küçük yaşlarımda tanıştım “Sade” kelimesiyle ! Sürekli zihnimde bir yerlerde dolandı durdu. Yeri geldi “dondurmanızı nasıl alırsınız?” sorusunun cevabı oldu, yeri geldi bir-ey olmanın bana göre başka bir ifadesi.. Ama hep vardı !

Sade kelimesi anlam olarak TDK sözlüğünde, “Süsü, gösterişi olmayan, yalın, gösterişsiz”, “Yalnızca, yalnız, ancak, sadece”, “Yalın, süssüz, anlaşılır olan (anlatım)” olarak tanımlanıyor. Her birimiz bir şekilde bu anlamları ifade etmek istediğimizde bu kelimeyi kullanıyoruz. “Ben bir sade kahve alayım”, “Pazara sade sen mi gideceksin?”, “Şöyle sade bir elbise almak istiyorum” gibi.

Peki biraz daha içselleştirirsek acaba zihnimiz bizi nasıl bir yolculuğa çıkarır dersiniz ! Tabi ki her zihnin ayrı bir yolculuğu olacaktır. Benim yolculuğumu sanırım bu küçük hikaye tam olarak ifade ediyor:

Önünde durduğu, engin gökyüzünün yeryüzüyle birleştiği, sanki tüm evren ayaklarının altında seriliymiş hissi veren sade bir manzaraydı… Bir adım mesafesinde duran uzun bir yoldu onu bekleyen.

Bu uzun yol için hazırlanması gerekiyordu ve yapacak çok işi vardı. Ama nedense bu işler bir şekilde bekliyor; o ise gözünün gördüğü, yüreğinin coştuğu bu tabloya bakmaktan kendini alamıyordu. Hazırlığını yaparken, yol boyunca ihtiyacı olacağını düşündüklerini bir kenara toplamış, küçük bir çantaya sığdırmaya çalışıyordu. Az ve öz olmalıydı bu yola çıkarken. Ne kadar hafif çıkarsa, o kadar hızlı yol alır, yolculuk esnasında topladıklarını da koyacak bir o kadar yeri olurdu.

Bir an durdu, manzaraya yeniden baktı ve onu bekleyen yola…. Ve farketti ki ihtiyacı olan tek şey, sade zihnini toplayıp yoluna odaklanmaktı. Bir sırt çantası değildi omuzlarında taşıması gereken, sade sahip olduklarıydı bunca yıldır biriken… Sade düşünüp, zihnini canlandırmaktı asıl olan ! Ve bunu farkettiğinde asıl başlamıştı yolculuğu, ve sürecekti yaşam boyu… Sade zihniyle yol aldığı ve yolundan zihnine sade topladıklarıyla büyüyüp çoğalacak ve zenginleşecek, işte öyle sade bir hikayeydi bu…”

Hayatımız da tıpkı bu hikayedeki gibi akıyor aslında. İhtiyacımız olduğunu düşündüğümüz neler biriktiriyoruz yaşam alanlarımızda ! Bir gözden geçirecek olsak, neye ne kadar ihtiyacımız var, bir düşünsek, azalmanın hafifliği ile yol alsak. Yaşamımızı gerek içten gerek dıştan sadeleştirerek çeşitlendirsek… O zaman hayatımızda neler değişir ?

Az’ın çokluğu, sadenin çeşitliliği ile dopdolu günlere…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz