“Gül düşün gülistan olursun.” Hz. Mevlana
İyilik yapan iyilik bulur. (Atasözü) “Her iyilik bir sadakadır.” Hadis
İyilikten, güzellikten, nezaketten bahsedince akla ilk başkalarına yardım etmek gelir. Bazı
örnekler verirsek
- Bir arkadaşına veya bir aile üyesine moral verici bir mesaj göndermek.
- Gülümseyerek trafikte birine yol vermek.
- Günlük rutinine kasıtlı olarak nezaket, kahkaha ve keyif anlar eklemek.
- Günde en az bir kez birini gülümsetmek için güzel bir söz söylemek.
- Bir iş arkadaşına veya sevgiline iltifat etmek.
- Bir süredir konuşmadığın bir aile üyesine ulaşmak.
- Birine bir fincan kahve ısmarlamak (Bu biri arkadaşın, bir yabancı, hatta kendin olabilir)
Ama ben bugün nezaketin başka yönlerinden de bahsetmek istiyorum.
Birincisi, Brene Brown’ın “Liderlik Etmeye Cesaret Etmek” kitabında bahsettiği bir kavram
olan “netlik naziktir, belirsizlik kabadır”.
Bu sözü ilk olarak yirmi yıl önce 12 aşamada bağımlılıktan kurtulma toplantısında
duyduğunu, ancak o sırada aşırı slogana maruz kaldığı için, bir araştırmacı olarak
çoğumuzun netlikten nasıl kaçındığımıza dair verileri görene kadar bir daha bunu
düşünmediğini söyler. Aslında yaptığımız şey kaba ama adil değilken, yaptığımız şeyin nazik
olduğuna kendimizi inandırmaktır.
İnsanları daha iyi hissettirmek için yarı gerçekler veya saçmalıklarla beslemek (ki bu
neredeyse her zaman kendimizi daha rahat hissettirmekle ilgilidir) kabalıktır. Çok zor geldiği
için bir meslektaşınızla beklentilerinizi netleştirmemek, ancak yine de onları sorumlu tutmak
veya işi sizin beklediğiniz sürede teslim edemedikleri için suçlamak kabalıktır. Yüzlerine değil
arkalarından konuşmak kabalıktır.
İkincisi, genellikle unuttuğumuz öz şefkattir.
Kristin Neff’in öz-nezaket tanımı kendi kendini açıklayıcıdır:
“Acı çektiğimizde, acımızı görmezden gelmek veya kendimizi özeleştiri ile kırbaçlamak
yerine başarısız olduğumuzda veya yetersiz hissettiğimizde kendimize karşı sıcak ve
anlayışlı olmaktır.” Basit bir görev olarak söylersek: Kendinizle sevdiğiniz biriyle
konuştuğunuz gibi konuşun. Çoğumuz başkalarına yapmayı asla düşünmediğimiz şekillerde
kendimizi utandırır, küçümser ve eleştiririz.
Cömertlikle düşünürsek kulağa şöyle geliyor: Kendime karşı cömert miydim? Öz şefkatim var
mıydı? Kendimle nezaket ve saygıyla ve sevdiğim biri gibi konuştum mu? İşi batırdığımda
kendime dönüp “Elinden gelenin en iyisini yaptın. O zaman eldeki verilerle yapabileceğini
yaptın. Hadi şimdi düzeltelim, her şey yoluna girecek,” mı dedin, yoksa kendini sevmeyi
atlayıp doğrudan kendini azarlamaya mı başladın?
Üçüncüsü ise iyilik yaptığında vücutta oksitosin hormonu salgılanır. Oksitosin bir kişinin
hissettiği yoğun güvenlik duygusudur. Oksitosin almanın birçok yolu vardır. Sarılmak gibi
fiziksel temas bunlardan biridir. Annenin çocuğunu dünyaya getirdiği o anda en yüksek
dozda salgılanır ve bu anne çocuk arasındaki bağı sağlar. Bir başka yolu da başkalarına
iyilik yapmaktır. Vücudumuz bize iyi hissettiren şeyleri yapmaya devam etmek ister.
Peki ne işe yarar oksitosin hormonu? Bağımlılıklara karşı bizi korur. Bağışıklık sistemimizi
güçlendirir. Bizi daha sağlıklı yapar. Bu yüzden mutlu insanlar daha uzun yaşar, çiftler daha
uzun yaşar. Sorunları çözme yeteneğimizi arttırır. Yaratıcılığımızı arttırır. Bağımlılık yapmaz
ama iyi hissettirir. Bu iyilik eylemi öyle mucizevi bir şeydir ki sadece eylemi yapanda değil,
kendine iyilik yapılanda ve hatta bu eyleme şahit olanda bile salgılanır.
Adsız Alkolikler bu yüzden 11 adımı yapsalar bile 12.adımı yapmazlarsa tekrar bağımlılığa
geri döneceklerini bilirler. 12. Adım da başka bir alkoliğe yardım etme taahhüdüdür. Başka
birisine yardım etmek her zaman kazandırır.
Birbirimize yardım ettikçe daha güvende hissederiz, kendimizi daha çok ait hissederiz. Ve
dışarıdaki tehlikelerle yüzleşmek için birlikte daha çok çalışırız. Amerikalı bir psikolog
hastalarına başkalarına yardım etmeyi, başkalarının dertleriyle ilgilenmeyi tavsiye eder ve bu
sayede hastalarının kendi dertlerini unuttuklarını ve kendilerini çok daha iyi hissettiklerini
belirtir.
Bugün nezaket hakkında konuşmak istedim çünkü 1998’den beri 13 Kasım Dünya İyilik
Günü olarak kutlanıyor. Dünya İyilik Günü bize en önemli ve birleştirici insan ilkelerinden biri
üzerinde düşünme fırsatı sunuyor. Hem büyük hem de küçük iyiliklerin olumlu potansiyeline
adanmış bir günde, her türden insanı bir araya getiren bu önemli eylemi tanıtmaya ve
yaymaya çalışalım. Kendimize nazik olmayı unutmadan.




