KENDİN OLMA Yolculuğuna Danışmanlık Etmek (2)

    0
    2107

    Bir önceki yazımda KENDİM OLMAK kavramını incelemiştik, neden kendimiz olamıyoruz yada olabiliyoruz. Bu Kendin Olma yolculuğunda iç sesimi anlamam , duymam çok önemli.

    Biraz daha inceleyecek olursak ;

    1. Kendimle kurduğum ilişki :

    Kendi iç sesimle, kendim ile iletişim kurmaya başladığımda iç sesim beni iki türlü besliyor. Bu sesler, bilge tarafımdan gelip beni besliyorsa, duyu-zihin ve beden bütünlüğünde olan sezgilerim aracılığı ile geliyorsa burada sıkıntı yok. O zaman kendim olabiliyorum.

    Ancak bu sesler SABOTAJCI tarafımdan geliyorsa ve benim akışta kalmama, kendim olmama, potansiyelimi görmeme engel oluyorsa işte burada kendi bilinçsiz önyargılarımın tuzağına düşüyorum.

    • Başkaları ile kurduğum ilişki :  

    Diğerleri ile kurduğum ilişkilerde bu sefer iç sesim o insanlara yada durumlara karşı konuşmaya başlıyor. Yukarıda bahsettiğimiz gibi her an aldığım verileri işleyemediğim için, geçmişten gelen bilgiler ile hareket ettiğim için diğerleri ile ilişkimde çoğunlukla varsayıyorum. Ve bu varsayımlarımın gerçek olduğuna inanarak hareket ediyor ve kararlar alıyorum. Bu kararlarımın adına BİLİNÇSİZ ÖNYARGILARIM deniyor.

    SABOTAJCI ; Petra Bock, “Mindfuck – Beyni Becermek” kitabında, bu sabotajcıların aslında çocukluğumuzdan beri içimizde büyüyen sesler olduğunu söyler. Aslında bu sesler bir zamanlar bizi korumak için oradaydı, ancak bir süre sonra fonksiyonlarını yitirdiler, yani aslında benim bütünümün onlara şu an ihtiyacı yok, ancak onlar orada geçmişteki halleriyle konuşmaya devam ediyorlar ve sınırlayıcı olarak konuşmaya devam ediyorlar. Bir nevi inanç sistemlerimin katılaşmış hali gibi düşünebilirsiniz.

    Örneğin çocukluğumda “başarma” sürecini çok çabalamak olarak öğrendiysem ve bunu deneyimlerim ve yaşantım, duygularım, beklentilerim ile güncellemediysem, bugünkü hayatımda bir şeyleri elde etmek, başarmak için hep çabalamayı tercih ediyor olabilirim. Kolay olanı, basit olanı, yalın olanı görmeyerek her seferinde yolu uzatan, zorlaştıran bir davranışlar silsilesine girebilirim. Yada bazılarının başarıyı çok kolay elde ettiklerini düşünerek onları suçlayabilir, yargılayabilirim.

    Yada çocukluğumda “kontrol etme”yi öğrendiysem, yaşanılan süreçler kontrol edilmelidir, aksi taktirde kötü bir şeyler olabilir diye algıladıysam olanları, bugün yaşadıklarımı kontrol edemediğim durumlarda strese girebilir, kötü bir şeyler olacak hissediyorum diye kendi kendime felaket senaryoları üretebilirim.

    Petra Bock’un kitabında tanımlanan 7 sabotajcı

    1. Felaket Tarzı Mindfuck : kendi kendinizi korkutur, felaket senaryoları kurarsınız
    2. Değer Biçme Tarzı Mindfuck : kendimize ve başkalarına sabit bir değere göre değer biçeriz. Bu noktada kendimizi yada başkalarını ya gerçekliğe göre aşırı kötü değerlendiririz ya da aşırı iyi değerlendiririz.
    3. Kendini İnkar Tarzı Mindfuck : kendimizi haddinden fazla geri çekeriz. Başkalarının çıkarlarını kendi çıkarlarımızın sütünde tutar, hatta kendi kendimize karşı argümanlar geliştiririz. Kendini inkar tarzı Mindfuck erdem değil, kendimize bir tür ihanettir.
    4. Baskı Tarzı Mindfuck : Kendimizi baskı altına alır, hareket ve tehdit ederiz. Kendimizi ve başkalarını kıskaca alarak bir sürü etkileme yöntemine başvurmak suretiyle bu mindfuck tarzını etkin hale getirebiliriz.
    5. Güvensizlik Tarzı Mindfuck : kendimize ve başkalarına karşı abartılı ve ölçülerde güvensizlik duyarız. Her şeyin ardında bir kötülük ve komplo ararız.
    6. Kuralcılık Tarzı Mindfuck : kendimizi modası geçmiş, hatta çılgın kurallar altına almamızla gösterir varlığını. Herşey için geçerli bir cevabımız vardır. Bir düşünceyi kabul ettikten sonra, o bir kural yada yaşamsal ilkeye dönüşür ve bir daha sorgulanmaz
    7. Aşırı motivasyon Tarzı Mindfuck : moralimizin yerinde olduğunu düşünürüz, oysa gerçekte bu düşünce kalıbında kendimizi aşırı bir coşkuya kaptırmışızdır.

    Dikkat ettiyseniz her türünde yargılama, varsayma, suçlama var. Shirzad Shamine ise bu sabotajcıları 10 tane olarak tanımlıyor

    1. Judge – Yargılayan  
    2. Controller – Kontrolcü
    3. Hyper – Achiever – Başarıya doymayan
    4. Restless – Gergin – Huzursuz
    5. Stickler – Mükemmelliyetçi
    6. Pleaser – Hizmet Eden
    7. Hyper – Vigilant – Felaket Senaryoları yazan
    8. Avoider – Kaçınan
    9. Victim – Kurban Mağdur
    10. Hyper – Rational – Çok Gerçekçi

    Sizde kendi sabotajcınızı merak ediyorsanız

    • Petra Bock’un 7 sabotajcısına dair daha çok bilgi almak ve soruları yanıtlamak için ücretsiz MINDFUCK doküman kaynaklarını kullanabilirsiniz
    • Shirzad Shamine’in Pozitif Zeka yaklaşımı ile kendinizi değerlendirmek için Saboteurs | Positive Intelligence envanteri kullanabilirsiniz.

    BİLİNÇSİZ ÖNYARGILARIM ;

    BBC’nin bir makalesinde belirtilen 12 bilinçsiz önyargıyı size aktarmak isterim.

    1. Onaylama Önyargıları ; Davranış psikolojisi uzmanı B. F. Skinner’in bilişsel uyumsuzluk olarak adlandırdığı şekilde, bizi düşüncelerimiz ile ilgili rahatsız veya güvensiz hissettiren bireyler, gruplar ve haber kaynakları keyfimizi kaçırır. Bu nedenle bu görüşleri görmezden gelir yada reddeden bir bilinçaltı eylemi.
    2. Grup içi Önyargıları; Onaylama önyargılarına biraz benzer şekilde, doğuştan gelen kabilelik eğilimlerimizin bir tezahürüdür. Kendi grubumuzdaki kişilerle sıkı bağlar kurmamıza yardımcı olurken, dışarıdakilerle tam tersi bir şekilde şüpheci, korkulu ve hatta küçümseyici yaklaşmak.
    3. Kumarbazın Yanılgısı; Geçmiş olaylara, gelecekteki sonuçları bir şekilde etkileyeceklerine inanarak çok büyük bir önem atfetme eğilimimiz vardır. Klasik örnek, yazı-tura için para atmaktır.  Ard arda diyelim ki beş kez tura geldiğinde, gelecek sefer yazı geleceğini öngörme eğilimdeyizdir.
    4. Satın Alma Sonrası Akılcılaştırma; Berbat kararlar aldıktan sonra kendimizi, daha iyi hissettiren bir tür dahili mekanizma çalıştırırız. Bilinçsizce kendimizi haklı çıkartmanın bir yoludur.
    5. Olasılığı İhmal Etme; Çok azımız arabaya binmekte ve araba yolculuğu yapmakta sorun yaşarız, ancak çoğumuz bir uçağa girip 10.000 metre yüksekte uçma konusunda büyük bir korku yaşarız. Sosyal psikolog Cass Sunstein’ın olasılık ihmali olarak adlandırdığı, tehlike ve riskleri düzgün şekilde kavrama konusundaki yetersizliğimizdir
    6. Algıda Seçicilik Önyargısı; Bu, daha önce o kadar fark etmediğimiz şeyleri aniden fark etme etkisidir. Bu şeyler daha sık ortaya çıktığı için değil, (nedeni ne olursa olsun) aklımızda olan öğeyi seçtiğimiz ve daha sık farketmekte olduğumuzdandır.
    7. Mevcut Durum Önyargısı ; Biz insanlar genellikle değişimden endişe etme eğilimindeyizdir, ki bu çoğunlukla bizi her şeyin aynı kalmasını veya mümkün olduğunca az değişmesini garantileyen seçimler yapmaya yönlendirir. Mevcut durum (statüko) önyargısı şu ifade ile özetlenebilir: “Bozuk değilse, düzeltmeyin” – muhafazakar eğilimimizi besleyen bir atasözü.
    8. Olumsuzluk Önyargısı; Sosyal bilimciler, bunun seçici dikkatimizden kaynaklandığını ve seçeneklere bağlı olarak, olumsuz haberi daha önemli veya büyük olarak algıladığımızı belirtirler. Evrimsel olarak, kötü haberleri önemsemek iyi haberleri görmezden gelmekten daha uyumlu bir davranış olabilir.
    9. Çoğunluk Partisi Etkisi ; Genellikle bilinçsiz şekilde, kalabalığın akışıyla birlikte gitmek isteriz. Grup içerisinde bir çok kişi belli bir tarafa doğru yöneliyor ve seçiyorsa, bu söylenenin doğru olduğuna inanırız. Solomon Asch, 1950’li yıllarda yapmış olduğu deney ile bunu çok güzel göstermiştir. Asch Sosyal Uyum Deneyini Youtube içerisinde yapacağınız aramalar ile izleyebilirsiniz.  
    10. Öngörü Önyargısı ; Çoğu kişinin bizim gibi düşündüğünü varsayarız. Bu bilişsel eksiklik, genellikle, insanların yalnızca bizim gibi düşünmekle kalmayıp, aynı zamanda bizimle aynı fikirde olduklarına inanmaya eğilimli olduğumuz, sahte fikir birliği önyargısı olarak da bilinen bir etkiye yol açar.
    11. “Şu An” Önyargısı ; Biz insanlar kendimizi gelecekte düşünmek ve davranış ve beklentilerimizi buna göre ayarlamakta çok zorlanırız. Gerçekten de, 1998’de yapılan bir araştırma, önümüzdeki hafta için gıda seçimi yaparken, katılımcıların %74’ünün meyveyi seçtiğini gösterdi. Ancak yemek seçimi bugün için olduğunda, % 70’i çikolatayı seçiyordu.
    12. Çapalama Etkisi; Aynı zamanda “görelilik tuzağı” olarak da bilinen bu etki, sadece sınırlı sayıda madde ile karşılaştırma yapma eğilimidir. Klasik örnek, indirimde mağazada satışa sunulan bir üründür; fiyatın kendisini değil, fiyat farkını görme eğiliminde oluruz. Bu sebeple bazı restoranlar menülerinde makul fiyatlı olanların yanında çok pahalı yemekleri de sunar.

    Tüm bu iç seslerimin KENDİM OLMA yolculuğumda beni desteklemesini sağlamam gerekir. Aksi taktirde benim için “Kendi” tanımı hiçbir zaman tam tanımlanmayacaktır.

    Günlük hayatınızda davranışlarınızı gözlemleyin ve yargıladığınız, varsaydığınızı, suçladığınızı gördüğünüzde lütfen bir durun, 3 kez nefes alın , geri çekilin ve duruma bir kez daha bakın. Gerçekten Kendiniz olarak nasıl davranmak istiyorsunuz bunu değerlendirin.

    TED Talk konuşması Daniel Pink, Motivasyon ile ilgili konuşmasını izleminizi öneririm. Dan Pink: Dan Pink ile şaşırtıcı motivasyon bilimi üzerine | TED Talk izlediğinizde üç şey olursa motive olacağımızı ve mutlu olacağımızı belirtiyor.

    • Özerklik, kendi hayatımızı yönetme isteği.
    • Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.
    • Amaç, bizden daha büyük olan bir şeyin hizmetinde bir şeyler gerçekleştirme ihtiyacı.

    Kendin Olmak, bunu keşfettiğimizde daha mutlu ve daha akışta çalışabileceğimize inanıyorum.

    Bugünün dünyasına hizmet eden koçlar, mentorlar, danışmanlar ve eğitmenler olarak bence en büyük sorumluluğumuz ve görevimiz, KENDİN OLMA yolculuğunda danışanlarımıza destek olmaktır. Onlara ayna tutarak geribildirim vermek, onları düşündürecek sorular sormak, onları konfor alanlarından çıkartacak eylemlere geçmeleri için teşvik etmek, verebileceğim birkaç tavsiye.

    Kendin olma yolculuğunuzda kolaylıklar dilerim.

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz