Bir Lider Çalışma Arkadaşlarının Geleceklerini Nasıl Etkiler?

    0
    31

    Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü var: “Lider dediğin önde yürüyen değil, yol gösteren olmalıdır.” Aslında hepimiz kendi hayatlarımızın liderleriyiz. Eğer anne baba isek çocuklarımızın rol modeliyiz. Bazılarımız ise diğer insanlara da liderlik eder. Bu kişiler topluluğu yönetirler, yol gösterirler, hem motivasyon ve ilham kaynağı olurken hem de hedefe ulaşma konusunda çevresindekilere yardımcı olurlar. Liderler ekiplerindeki üretkenliği, takım çalışmasını, iletişimi ve güveni besler; çalışan bağlılığını güçlendirmek, daha verimli çalışma iklimi yaratmak, insani faktörleri iyi yöneterek performansı ortaya çıkarmak için çalışırlar.

    İyi bir liderin özellikleri nelerdir?

    Bir liderin çalışma arkadaşları ve toplumun diğer fertleri üzerinde olumlu bir izlenim oluşturması önemlidir. Lider, birlikte yol aldığı kişileri vizyon ile amaca doğru etkili bir şekilde yönlendirebilmelidir. Çalışma arkadaşlarının işlerindeki verimliliklerini, üretkenliklerini ve memnuniyetlerini rasyonel zeminde gözlemleyebilmeli ve bu verileri adil yönetim için etkin kullanmalıdır. Çalışma arkadaşları ve tüm paydaşları ile açık, tutarlı ve önemseyen bir iletişim kurabilmelidir. Yeri geldiğinde, kendisine ve liderliğine yönelik eleştirileri olgunlukla karşılayabilmeli ve bu geri bildirimleri kendisi, ekibi ve kurumu için olumlu yönde değişim için kullanabilmelidir. Çalışma arkadaşlarına zamanında ve uygun geri bildirimler vererek onları hem onurlandırmalı hem de gelişmelerine katkıda bulunmalıdır.

    Liderlikte fark yaratan yetkinlik: Duygusal Zeka…

    Duygusal zeka, kişinin kendi duygularını bastırması ve kontrol etmesi yerine; duygularını yerine ve zamanına göre istediği sonuçlar doğrultusunda yönlendirebilmesidir. Duygusal zekası yüksek liderler, kişilerarası iletişimi iyi yönetebilirler. İçsel çatışmalarını dengeleyebilip işyerinde ve hayatlarında performanslarını ve motivasyonlarını yüksek tutabilirler. Bunların yanında hem kendi duygularını hem de diğerlerinin duygularını ve rasyonel verileri değerlendirir kısa-orta ve uzun vadeli düşünerek en uygun kararları verebilirler. Duygusal zeka sayesinde, liderler hem çalışma arkadaşlarının hem de diğerlerinin duygu ve düşüncelerini kolaylıkla kavrayabilir; bunu da karşısındakini daha iyi anlamak ve kalıcı ilişkiler kurmak üzere kullanabilirler. Bir lideri öne çıkaran özelliklerden birisi duyguları veriye dönüştürmesi, duyguları ile akıllı olarak içinde bulunduğu durumlarda insan ilişkilerini ve performansı en iyi şekilde yönetebilmesidir. Yaşamsallık Raporu, dünyanın ilk ve en büyük duygusal zeka organizasyonu olan Six Seconds’ın 2007 yılından beri düzenli olarak, 70 ülkeden kişiler ile yaptığı envanter çalışması sonucunda duygusal zeka ve liderlik ilişkisiyle ilgili bilgileri kapsıyor. Liderlik Yaşamsal veriler modeline dayalı bu incelemede liderliğin 5 yaşamsal yönlendiricisi olarak “motivasyon, takım çalışması, uygulama, değişim ve güven” yer almaktadır. Bu yönlendiricilerin etki ettiği dört adet çıktı da “yön verme, etkililik, yararlılık ve tasarım” dır. Bu verilere göre yüksek duygusal zeka skorlarına sahip kişilerin Yaşamsal Liderlik skorlarının yüksek olma olasılığı 7 kat daha fazladır. Kendini tanıyan, bir durum karşısında davranışlarını bilinçli seçen ve amaca doğru tüm ekibin ilerleyebilmesini sağlayan liderler duygusal zekası yüksek olanlardır.

    Liderlik ve duygusal zeka ile ilgili önermek istediğim bir kitap var: Six Seconds CEO’su Joshua Freedman’ın kaleme aldığı ve önsözünü yazmaktan onur duyduğum “Liderliğin Kalbinde” kitabı. Kitap duygusal zeka kavramının ne olduğunu ve bunu hayatlarımızda aktif olarak uygulayarak nasıl yol kat edebileceğimizi somut ve bilimsel bir altyapı ve gündelik yaşamdan örneklerle açıklıyor. Kariyer basamaklarında ilerlemek, daha bilinçli adımlar atmak, bireysel değerlerine ve duygularına uyumlanmak, kişisel ve profesyonel yaşamları arasında bir denge kurmak ve en geniş anlamda daha başarılı ve verimli bir yaşam sürmek isteyen herkese öneriyorum. Bu kitabın çevirisinde ekibimizden sevgili Cemre Kontacı ve Sedat Birol’un da değerli katkıları oldu.

    Tek bir liderlik tarzı yoktur!

    Öncelikle kendi yaşamımızın liderleriyiz. Bir liderin işi öncelikle kendisini, sonrasında ise ekibinin ve ekip içindeki bireylerin kapasitelerini artırabilmeleri için onları harekete geçirecek, motive edecek ortamları yaratmaktır.

    Bir lider farkında, özgün ve tutkuluysa, bütünlük içinde hareket ederse; insanların da kendilerinin en iyi versiyonlarını ortaya koyacakları bir ortam oluşturmak için güven, bağlılık ve uyum yaratacaktır.

    Etkin liderlik için bir formül, takip edilecek sihirli bir yol yoktur; bir lider yolunu çizerken kendi eşsiz beceri ve niteliklerinden güç alır. Onu benzersiz kılan da bu özgün yanlarıdır. Yani, başkasının tarzını taklit etmez veya kurallarla belirlenmiş davranışlar setini kullanmaz. Bunun yerine kendi güçlü ve zayıf yanlarını bilerek kendinden güç alır ve ileriye yönelir.

    Şirketlerin liderlerden beklentileri nelerdir?

    Dünyada, son 5 yılda yaşananlar, şirket ekosistemlerini ve çalışma kültürlerini değiştirmiş durumda. Bu liderliğe olan ihtiyacı ve bakış açısını da değiştirdi. Şirketlerin liderlerden beklentileri, bütün işleri sırtlarında göğüsleyebilmeleri değil sürdürülebilir bir vizyon sahibi olmaları, “kahramanlık” taslamak yerine çalışma arkadaşları ile el ele hareket etmeleri, üretkenliği arttırmaları, insani faktörleri iyi yönetebilmeleri ve iletişim, görev yönetimi becerilerine sahip olmalarıdır.

    Peki, çalışanların liderlerden beklentileri nelerdir? Yaşamsallık verilerindeki yönlendiricilerin çalışanlar gözünden önemi çok nettir. Çalışanlar, kendilerini motive edebilen, takım çalışması oluşturan, zamanında ve uygun geri bildirim vererek işlerin işleyişine olumlu katkı sunan, değişime liderlik eden ve bütün bu dört (motivasyon, takım çalışması, uygulama, değişim) yönlendiricilerini %64 etkileyen güveni inşa eden liderler istiyor. Güvenilir lider açık, tutarlı ve önemseyendir. Yaptığı işte kendini geliştirmeye özen gösteren ve kendi çıkarlarını takımın önüne koymayandır. Ayrıca çalışanlar, netliğe önem verirler ve liderlerinden, vizyon, hedefler ve kariyer rotası beklerler. Empati kurabilen, çözüm konusunda ortaklaşan bir lideri gözlerler.

    Liderler şirketlerin geleceklerini nasıl etkiler?

    Dünya düzeninin değişmesiyle liderlik algısı da değişiyor. Lider, emir-komuta zincirine bağlı olarak tepeden emirler indiren bir asker tarzından çok ahenk içinde müzisyenlerin bir bütün oluşturmasını sağlayan bir orkestra şefine benzer. Günümüzün bilgi çağı olduğunu göz önünde bulundurursak, bilginin işlenmesinin ve beyin gücünün öneminin artması sonucu şirketlerde çalışanların bir ahenk oluşturacak şekilde yönetilmesi beklenir. Dolayısıyla, enformasyon çağına ayak uyduran, sürdürülebilir vizyon ve misyonla ilerleyen ve bir orkestra yönetir gibi yöneten liderler şirketlerini gelecek kuşaklara aktarabilmenin önünü açarlar.

    Liderler çalışma arkadaşlarının geleceklerini nasıl etkiler?

    Kibaki’nin bir sözü var: “Liderlik, kişisel doyumsuzluğu tatmin etmek için bir fırsat değil, başkalarının yaşamlarını iyileştirmek için bir ayrıcalıktır.” Eğer bir lider, iyileştirmeye niyet ettiyse hem kurumu hem çalışma arkadaşları hem de çevresi için büyük farklar yaratır.  

    Özgüveniyle, iç disipliniyle, iletişimiyle, motivasyonuyla, yaratıcılığıyla, güvenilirliğiyle, vizyonuyla ve diğer kişisel özellikleri ve becerileri ile… Tüm bunlar çevresindekilere yansır.

    Hepimiz liderlik becerilerimizi güçlendirebilir, hayatlarımızda fark yaratabiliriz.

    Birkaç başlıkta toplayacak olursam:

    Lider bu yazıda belirtilen becerilerini geliştirdikçe ve güçlendirdikçe çalışma arkadaşlarının;

    *Verimlilikleri artar,

    *Şirkete bağlılıkları artar.

    *Hem bireysel hem takım çalışmasında başarıları artar.

    *İletişimleri güçlenir,

    *Kendilerine güvenleri artar,

    *Performansları yükselir,

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz