YAŞAMDAKİ AMACIMIZLA BULUŞMAK

    0
    29


    Yaşam amacım ne?

    Yaşam amacı tek midir?

    Yaşam amacımı nasıl bulabilirim?

    Bu konuda bir parça sosyal medya gezintisi yaptığımızda karşımıza o kadar yüksek enerjili ilham veren konuşmacılar çıkıyor ki, bazen insan kendini gerçekten sorgulamadan edemiyor.

    İyi de benim yaşam amacım ne? ya da bazen kişiler kendi amaçlarını başkalarınınkiyle kıyaslayıp değersizleştirebiliyorlar.

    Oysaki pek çoğumuzun öyle ya da böyle hayata tutunduğumuz, yaşamımızın geneline yayılan, bizi ayakta tutan, güç veren bir ya da birkaç amacımız vardır. Ancak başkalarında gördüğümüz o büyük tutkulu, diğerlerine da ilham veren vizyonlarını gördüğümüzde, sanki kendimizinki çok da önemli değilmiş gibi bir motivasyon düşüklüğüne düşüp, farklı arayışlara yönelebiliyoruz.

    Peki yaşam amacı dediğimiz şeyin gerçekten de bu kadar büyük, yüce, tutkulu, başkasına da ilham veren, sürükleyen bir vizyonu ve misyonu olmak zorunda mı?

    Aslında burada cevap hem evet hem de hayır olabilir. Çünkü benim amaç edindiğim, uğruna emek verdiğim, değerlerimi yansıtan, iyi hissettiren ve büyük resme konu olan şey benim için büyük ve yücedir zaten. Benim amacımın ne olduğundan öte bu konudaki yaklaşımım, tutum ve davranışlarım başkasına farklı şekillerde ilham olabilir. Ama benim için bu denli anlamlı olan bir konu, herkes için aynı seviyede anlamlı olmak zorunda değil! Bu aşamada kendimizi sorgulama nedenimiz belki de kendi amaçlarımızı başkalarınınkiyle kıyasladığımız için olabilir.

    Yaşam amacımızı bulmak konusunda bazen sıkıntı yaşayabiliyoruz. Ya da zamanla bu amacımızda bazı değişiklikler söz konusu olabiliyor. Bu gibi zamanlarda kendimize ve amacımıza durup bakmak, değerlendirmek, eğer gerekliyse yol haritasında düzenlemeler yapmak, adımlarımızı gözden geçirmek faydalı olabilir. Tüm bunlar için kendimize şu soruları sorabiliriz:

    -Ulaşmak istediğim yer neresi?

    -Benim değerlerim neler?

    -Bu amaç hangi değer/değerlerime hizmet ediyor?

    -Gelecekte bu değerlerimi var edebilmem için bugün hangi adımları atmalıyım?

    -Mevcut yol haritam bugünün şartlarında beni ne kadar destekliyor?

    -Aksiyon planlarımda ne tür revizyonlara ihtiyacım var?

    Soruları çeşitlendirmek, çoğaltmak her zaman mümkün!

    Bu soruların cevaplarını ararken yeni deneyimlere açık olmak ve bazı durumlarda kendimize vazgeçme veya fikir değiştirme özgürlüğünü tanımak bu alanda hareket alanımızı genişletecektir. Ancak çok sık fikir değiştirip herhangi bir yöne gidememenin verdiği rahatsızlığı yaşamaya başladıysak, o zaman çalışmanın en başına dönüp belki de değerlerimizi ve vizyonumuzu gözden geçirmekte fayda olabilir.

    Ve bence çok önemli bir başka adım da hayatımızda detaylı bir anlam araştırması yapmak. Yaptığımız çalışmalar, zaman ayırdığımız herşey, bugün ve gelecek… “Benim için anlamı ne?” sorusu! Burada anlamı büyük olanlarla daha düşük olanlara ne kadar zaman ayırdığımızı da gözden geçirmenin faydası olacaktır.  

    Elinde tuttuğu biletin üzerinde yazan koltuk numarasını bir kez daha kontrol ederek tam olarak hangi koltuğa oturması gerektiğini belirlemişti. Uzun yolculuklarında her zaman tercih ettiği gibi cam kenarını seçmişti yine.. Cam kenarı ve ne olursa olsun iki pencerenin birleştiği yer değil, tam olarak pencerenin ortası olmalıydı oturduğu koltuk. Çünkü bulunduğu yerden yolu izlerken, yol geniş bir ekrandan akıyormuşçasına görülmeliydi. Hatta o yolu izlemediği zamanlarda bile yolun onu izlediğini düşünmeliydi.

    Ve evet işte tam istediği gibi geniş bir pencerenin hemen yanındaki koltuktu yine onun yeri. Yerine yerleşmeden önce küçük el bagajını koltuk üstü bölüme koyarken içinden yol boyunca kendisine arkadaşlık edecek olan kitabını çıkardı ve az sonra oturacağı koltuğun üzerine koydu. Çantasını yukarıya yerleştirdikten sonra yerini aldı. Evet yolculuk için artık hazırdı.

    Otobüsün hareket etmesiyle birlikte oturduğu yerden henüz karanlık olmamışken yolu seyre daldı. En son ne zaman geçmişti bu yollardan tam hatırlayamadı ama çok da uzun zaman geçmemişti sanki. Ne kadar değişmişti görüntüler. Ağaçlar, bitkiler, hatta toprağın rengi.. Hiç eskisi gibi değildi. Bir tuhaflık vardı sanki. Herşeyin rengi yavaş yavaş solmaya başlamıştı. Hemen elindeki telefona sarıldı ve otobüsün geçmekte olduğu lokasyonu buldu. Bu yerle ilgili yakınlarda yayınlanmış bir haber var mı diye bir araştırdı. Uzun aramalar sonunda eski tarihli bir blog yazısında bir araştırmacının yazısına rastladı. Diyordu ki; “çok acil bu bölgede önlem alınmazsa kısa bir süre sonra bitki örtüsü tamamen bozulacak ve bu bölgede hiçbir şey yetişemeyecek.” Yapılması gerekenleri de sıralamıştı araştırmacı. Bugün hemen her yerde gördüğümüz iklim değişikliğine karşı neler yapılması gerekiyorsa onları yazmıştı maddeler halinde. Yani demek ki, iklim değişikliğine karşı hızlıca birşeyler yapmazsak, bir süre sonra tüm dünya, bu küçük yerde olduğu gibi renksiz, solgun ve devamında hiçbir şeyin yetiştirilemeyeceği bir yer olup çıkacaktı. Oysa yapılması gerekenler de belliydi. Burada yazılanlar oldukça netti. Neden kimse birşey yapmıyordu? Bu yazı neden her yerde her haberde yer almıyordu. Bu yer, bu bölge, bu konu bu kadar önemsiz miydi?

    Kendi kendine yol onu izlemekteyken bir yandan da yapılabileceklere bakıyordu. Peki kendisi ne yapabilirdi bu konuda? Uzun uzun düşünmeye başladı. Evet belki hızlıca harekete geçmek ve bir an önce aksiyon almak lazımdı. Ancak önünde tüm bunları düşünebilmesi için uzun bir yol vardı. O an karar verdi; o yolculuk bitip otobüsten indiğinde kendisi için yapılacaklar listesini hazırlamış olacaktı ve o andan itibaren listedekileri uygulamaya başlayacaktı.

    Bu küçük bölgeden başlamaya karar verdi. Belki burada yapacakları öyle çok büyük yankılar uyandırmayacaktı ama olsun, o bu yolda adımlarını atacaktı..

    Hikayenin kahramanı, yaşam amaçlarından birini bulmuş gibi görünüyor, ne dersiniz? Bu süreç hemen hepimize göre değişebilir belki de.. Ancak yaşam amacı dediğimiz konunun bizim için anlamlı olması çok önemli. Bu anlam bizim psikolojik açıdan da sağlığımıza iyi gelecektir.  Pozitif psikoloji gözüyle baktığımızda da psikolojik dayanıklılık için yaşam amacının olması ve bu doğrultuda adımlar atılması önemli bir konu. Bunun mutlaka çok büyük bir amaç olması, aşırı tutku barındırması da gerekmiyor bence.. Tutku varsa ne ala, koşun peşinden!! Ama mutlaka o büyük tutkuyu bulacağım diye de hiçbir şey yapmadan beklemek, belki de küçük küçük yakalayacağımız ve hayatımıza anlam katacak amaçlardan uzaklaşmak, onları elimizin tersiyle itmek veya “aman canım bu da birşey mi” diyerek küçümsemek veya küçümseyenlere kulak asmak yerine harekete geçmek…

    Küçük büyük demeden birşeyler yapmak.. Sizin için anlamlı olan ne varsa…Önemli olan o anlamı yakalamak…Ve tabii ki en önemlisi adım atmak!

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz