Koçlukta Spiritüel Yaklaşım – Mindfulness

    0
    1409

    ‘’ Öğret bana nasıl unutulur düşünmek ‘’

    William Shakespeare

    Görüyoruz ki o zamanlardan beri var bu düşüncelerden uzaklaşabilme arzusu. Bu günde hala aynı ortak dileği diliyoruz. Biri öğretsin bize düşünmemeyi,düşünceler içinde kaybolmamayı, zihni susturmayı…


    Bugüne baktığımızda da gün içinde hedeflerimizle, duygularımızla, başımıza gelen olaylarla, bu olaylara yüklediğimiz anlamlarla ve zihnimize düşen düşüncelerle mücadele içindeyiz. Bu mücadelenin sonunda hep kendimizi eleştirirken buluyoruz ve beklentilerimiz duygularımızı, davranışlarımızı etkiliyor. Hayata karşı olumsuz ruh haline geçmemiz farkında olmadan edindiğimiz alışkanlıkların ve tepkilerin sonucunda geliyor. Bunları farkında bile olmuyoruz! Olumsuz diye adlandırdığımız ruh hallerimizi çoğu zaman çözmek
    için bir takım yollar arasak da sonuç alamıyoruz. Bu çözüm yollarını geçmiş tecrübelerimizde arıyor, nedenle başlayan sorular etrafında kendimize bir çıkış yolu bulmaya çalışıyoruz. Git gide an’dan bizi uzaklaştıran zihnimizin oyununa gelerek düşünceler içinde kaybolup gidiyoruz. Düşünmemek istiyoruz, biri bize keşke öğretse şu düşünmemeyi istiyoruz, düşünmeyince sanki her şey düzelecek zannediyoruz. Hayata hep o alışkın olduğun yerden baktığında başına gelenleri şans ya da şansızlık olarak adlandırıyor olabilirsin. Hayatın kontrolü elinden kayıp gittiğinde hissettiğin o his senin için her ne ise sana bir desteğe ihtiyacın olduğunu söylüyor çünkü bir şeyler ne kadar uğraşsan da bir türlü yoluna girmiyor gibi geliyor…

    ‘’ Kapalı kapı yoktur, yanlış anahtar vardır ‘’

    Mevlana


    Tüm kapıların sana kapalı olduğunu hissettiğin anları düşündüğünde sence neyi alıştığından farklı yapsaydın o kapılar sana açılıyor olurdu? Alışkanlıklarımız bizim elimizde ki yanlış anahtarlar olabiliyor çoğu zaman, kapıların kapalı olmasına sebep olan etkenleri fark edebilmenin yollarını arıyorsan eğer araştırmalar gösteriyor ki bunun yolu beden ve zihin sağlığına eşit olarak önem vermekten geçiyor. İkisini de birbirinden ayrı görmeden, kendimizi bütünden ayırmadan, sadece düşüncelerimizin ve hedeflerimizin peşinden koşmak yerine kendimize yaklaşabileceğimiz bir alan yaratabilmek olduğu vurgulanıyor. Bu alan için hayat düzenimizi, inançlarımızı, hayata yüklediğimiz anlamları yeniden gözden geçirmek ve gün içinde durmadan aktif olan bedeni ve zihni daha sakin bir yere getirmemiz gerektiğinin önemini her gün biraz daha anlamaya başlıyoruz çünkü sadece zihne odaklandığımızda hala eksik bir şeyler olduğu hissi yükseliyor. Bu ihtiyaçlarla doğan Minfulness koçluk, koçluğun kalbine yerleşti. Bu ifade, yolumuzun sadece hedeflerimizi gerçekleştirme yolu olmadığını hatırlatıyor bana ve daha bütünü görebilmek için destekliyor. Koçluk uygulamalarını meditasyon çalışmalarıyla destekleyen bu yaklaşım danışanın konusuna meditatif bir alandan da bakarak farklı bir bakış açısı sunuyor. Farkındalığı bilinçli olarak an’a getirerek an içinde kişinin yaşadığı duygusal ve bedensel deneyimlere de dikkati getiriyor. Başlangıçta bu alan çok zorlayıcı gelebiliyor fakat zamanla o zorlayıcı alan ihtiyaç duyulan bir yer haline geliyor. Peki, danışanın bu yaklaşımla ve koçluk desteğiyle hayatında nasıl dönüşümler oluyor:

     Gün içinde engelleyici ve güçsüzleştirici bir düşünce geldiğinde kişi artık bunun sadece gelen bir düşünce olduğunu biliyor. Üzerine bir
    yorum eklemeden, gelen düşüncenin hayatını olumsuz etkilemesine izin vermeden, bir mücadeleye girmeden fark ediyor ve gelip geçmesine zaman tanıyor. Bu gerçek değil bu sadece benim yorumum diyebiliyor. Burada belki pratiğinde olan çok kısa meditasyon pratiklerinden de destek alıyor. Gelen düşünceyi onu etkilemeden fark etmesi hayatının kontrolünü eline almasını sağlıyor. Farkında olmadan verdiği otomatik tepkiler zamanla azalıyor ve daha ani kararlar ve tepkiler vermemesini sağlıyor.

     Duygularına çözülmesi gereken bir sorun gibi yaklaşmıyor artık. Gelen her duygunun beden ve zihinden gelen bir mesaj olduğunu
    biliyor. Gelen duygulara verdiği tepkiler yavaşladığı için olumsuz ruh haline geçmiyor. Alışkanlık haline gelen tepkisel davranışlar
    değiştiği için tüm ilişkileri dönüşmeye başlıyor.

     İnançlarını, değerlerini, hayata ve kendine yüklediği anlamları fark ediyor. Bu farkındalıkla nelerin ona engel olduğunu, hangi yönlerini
    geliştirmek istediğini, kendi için nasıl bir hayat istediğini şekillendiriyor ve kendi hayatına uygun çözümler geliştiriyor.

     Beklentilerle hareket etmemeyi öğreniyor. Hayatı beklentileri doğrultusunda değil, olduğu gibi kabul ediyor. Bu kabul bir pes ediş
    değil aksine olanı yorumsuz olduğu gibi görebilme, daha şefkatli ve yargısız bir şekilde durumu değerlendirme fırsatı veriyor.

     Düzenli meditasyonu hayatına alan kişi zihninde beliren düşünceleri yargısızca gözlemlemeyi öğreniyor ve bu düşüncelere
    karşı vermiş olduğu tepkileri zamanla yavaşlatabiliyor. Meditasyon, hayatı koşuşturma halinde olan herkes için hem zihne hem de
    bedene bir mola verdiriyor. Pratiğini arttırdıkça beynindeki farkındalık kası da gelişiyor. Biraz durabilmeyi ve durduğunda
    kendiyle baş başa kaldığında hangi duyumların yükseldiğini görebilme fırsatı sunuyor. Sessizlikten rahatsız olmamaya başlıyor
    ve hayatında ki sessiz anları doldurma çabasında olmuyor.

     Farkındalığı zaman içinde daha da arttığı için zamanını kendi ilgi
    alanlarına ve değerlerine uygun şeylere ayırıyor.

    ‘’ Önemli olan neye inandığınız değil, inandıklarınızın sizi ne yaptığıdır’’

    Walter Benjamin

    Aşağıdaki boşluğu doldurarak kendine bu soruyu yöneltmeyi dene, cevaplarını bir kağıda yaz.

    … inanca sahip olmasaydım, nasıl biri olurdum?
    Nerede olur, kimlerle konuşur, nasıl davranır, nasıl hissederdim?
    Bu inanca sahip olmak beni ve hayatımı nasıl etkiliyor?
    Hayatın eğer hep aynı döngü içinde sana aynı durumları yaşatıyor ise inandığın şeylerin seni ve hayatını nasıl etkilediğini görme zamanı gelmiş demektir. Şu an bu yazıyı okurken sende hangi duygular, düşünceler ortaya çıktı?
    Peki ya bedeninde ki duyumlar nasıl? Hangi cümlelerde rahattın hangilerinde okumayı bırakmak istedin? Bu sorulara cevap vererek bile birçok şey fark ettiğine eminim! Bunu bir de hayatında devamlı olarak uygulasan kim bilir neler değişir, dönüşürdü?

    Bir sonraki ay görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz